Bugüne ait herhangi bir kay?t bulunamad?.

Fıkıh Köşesi | Soru ve Cevap Detayı

Tarih   : 31.03.2010 17:34:18
Yazan  : Erol ŞEN
Soru No : 891

Soru   : Malumdur günümüzde mevcut olan gazlı içecekler tüketilmektedir. Bunların fıkıh yönünden sakıncaları varmıdır aydınlatırsanız memnun oluruz. Şimdiden çok teşekkürler, Allah razı olsun…

Cevap Tarihi : 31.03.2010 17:48:42
Cevap :

 



konu
İle İlgİlİ tüketİcİler bİrlİğİnİn resmİ açiklamasi ve tübİtak analİz raporu



gazlı içecekler ile
ilgili yapılan analiz sonuçlarını değerlendiren tüketiciler birliği genel
başkanı av. m. bülent deniz; “tüketicinin temel hakkı olan “bilgilenme hakkı”
açık şekilde ihlâl edilmekte ve tüketiciler yanıltılmaktadır” dedi. tüketiciler
birliği genel başkanı av.m. bülent deniz konu ile ilgili yaptığı basın
toplantısında şu görüşlere yer verdi:



 “türk gıda
kodeksi yönetmeliği
ile ilgili olarak çıkarılan ve 30.10.1998 tarihli
resmi gazete’
de yayınlanarak yürürlüğe giren 98/24 no’lu alkolsüz
İçecekler tebliği’nin 5/k maddesi
nde; “alkolsüz içeceklerde etil alkol
miktarının en çok 5.0 g/l
olabileceği” belirtilmektedir.



alkolsüz içeceklere
ilişkin bir hukuki metinde, içecek içeriğinde alkol bulunmasına cevaz veren bu
düzenleme dikkatimizi çekmiş ve konu ile ilgili olarak tüketiciler birliği tarafından
bir çalışma başlatılmıştır.



çalışma kapsamında:



1.    
piyasada satılan gazoz ürünlerinin etiketleri üzerinde yapılan incelemelerde,
içeriğinde alkol bulunduğuna ilişkin bir bilginin olmadığı, hatta bir üründe
de, içerikte alkol ve çözeltisinin kullanılmadığına ilişkin bir bilginin
olduğu tespit edilmiştir.



2.    
bunun üzerine çeşitli marketlerden satış fişi karşılığında on ayrı gazoz
markasına ait birer şişe gazoz satın alınmıştır. marka seçiminde pazarda yaygın
olarak satılan markalar tercih edilmiştir. satın alınan gazozların içeriğinde
alkol olup olmadığının tespiti için gebze’de bulunan tübİtak marmara araştırma
merkezi’ne başvurulmuştur. orijinal ambalajı içinde teslim edilen on adet gazoz
şişesinde bulunan sıvı için “iffj modifiye rebelin metodu,1983” yöntemiyle etil
alkol analizi yaptırılmış ve şu

sonuçlara ulaşılmıştır:



marka                 
alkol oranı

a.   
uludağ ........   1.56 g/l  

b.    akmina........  1.28
g/l
   

c.     tansaş........     1.16
g/l
   

d.    çamlıca.......    0.84 g/l   

e.     fruko..........    0.76
g/l
  

f.      sensun.......    0.60
g/l
   

g.     sprite..........   0.56
g/l
   

h.     adese.........    0.48
g/l
   

i.      seven up..... 0.44 g/l 

j.       kipa............  0.20 g/l



3.                 
yapılan araştırmalar ve gıda
mühendisliği, kimya mühendisliği ve tıp alanında uzmanlarla yapılan görüşmeler
ile gazlı içecek olan gazozlarda, etil alkolün kullanım nedenleri ile ilgili
olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır: 



a.     
bütün gazozlarda tat ve koku verici
esanslar kullanılmaktadır. bu esanslar yağ cinsinden maddeler olup suda
çözünmezler. bu esansların suda çözünmeleri için hem su, hem de yağlarla tam
karışabilen, çözünebilen “ara çözücü”lere ihtiyaç bulunmaktadır. etil alkol
gazlı içecek üretiminde
bu işlevi yerine getirmek üzere kullanılan bir “ara
çözücü
”dür. 



b.     
gazlı içecek üretiminde tat ve koku
verici maddeleri suda çözünür hale getirmek üzere kullanılan etil alkol
üretim sürecinde kimyevî bir değişime uğramamakta ve aslî unsuru olan “alkol”
olma özelliğini yitirmemektedir. 



 



c.      
etil alkol, gazlı içecek
üretiminde maliyeti düşük olması nedeniyle kullanılmaktadır.

etil alkol yerine aynı işlevi görmek üzere, örneğin propylen glycol maddesi
kullanılması mümkündür. ancak etil alkol yerine kullanılacak “ara çözücü”
hangisi olursa olsun, üretim maliyeti artacaktır.



buna göre analiz
ettirdiğimiz on adet şişede yer alan gazoz sıvılarının tamamında, değişen
oranlarda etil alkol bulunmuştur
. analiz ettirilen şişelerin üzerinde yer
alan etiketlerin tamamında, içeriğinde etil alkol bulunduğuna ilişkin bir uyarı
bulunmamaktadır.



elde edilen sonuçlar,
alkolsüz İçecekler tebliği’nde belirtilen sınırın altında bulunmakla birlikte
içeriğe ilişkin tüm bilgilerin eksiksiz olarak tüketiciye sunulması,
tüketicinin temel ve evrensel haklarından biri olan bilgilenme hakkı gereğidir.
bu durumda içeriğe ilişkin yanıltıcı veya eksik bilgi verilmekle tüketicinin en
temel hakkı ihlâl edilmektedir.



bu nedenle konu ile
ilgili yetkili tarım bakanlığı ve sanayi ve ticaret bakanlığı tarafından
öncelikle türk standartları enstitüsü’nün gazozlarla ile ilgili 4080 nolu
standardı ve alkolsüz İçecekler tebliği’nde yer alan ve gazlı içeceklerde alkol
kullanılmasına olanak tanıyan 5/k maddesi kaldırılarak, gazlı içeceklerde alkol
kullanılmasını yasaklayan düzenleme getirilmeli, bu maddenin kaldırılmaması
halinde tebliğin ismi değiştirilerek, isimde yer alan “alkolsüz içecekler”
ibaresi kaldırılmalı ve gerekli denetimler en katı şekilde uygulanarak,
tüketicinin bilgilenme hakkının ihlâlinin önüne geçilmelidir.



öte yandan tüm gazlı
içecek üreticisi firmalarını içeriğe ilişkin doğru ve eksiksiz bilgilerin
etikette yer alması için gerekli düzenlemeleri en kısa sürede yapmaya çağırıyor
ve alkolsüz içecekler konusunda tüketiciler birliği olarak gazlı içecekler
konusunda tüketiciyi uyarıyoruz: “İçtiğiniz gazozda alkol var!” dedi.



 



tübİtak’a
sunulan dİlekçe,  alkol analİzİ yapilmasi
İstenen asİtlİ İçeceklerİn lİstesİ ve analİzİn sonuçlari











 



 



yukarıda
görüldüğü üzere, tüketiciler birliği, gazlı içecekleri tübitak gıda enstitüsüne
alkol analizi yaptırmış ve tüm gazlı içeceklerde muhtelif miktarlarda alkol
çıkmıştır.



İçinde
alkol olduğu analiz ile tespit edilmiş içecekler hakkında, bir bu v.b. içeceklerin
haram olduğunu söylerken, bir kesim de helal olduğunu ileri sürmüşlerdir. gazlı
içeceklerin içinde alkol bulunmasına rağmen şer’an helal olduğuna dair, bunu
kanıtlayan bir takım şer’î deliller sunulmuştur. bu meşrubatların haram
olduğunu söyleyen diğer kesim ise bu delilleri birçok yönden çürütmüştür. biz
de burada asitli içeceklerin dinen helalliği hakkında sunulan delilleri ve
onların butlanını ifade eden cevapları derleyip sizlere aktarmaya çalışacağız.



gazlı
içeceklerin helalliği hakkında sunulan deliller ve bu delillere verilen
cevaplar kısaca şöyledir.



 



birinci delil:



İçilmesi
haram olan (şarap gibi) bir şeyin, içilmesi helal olan (su gibi) bir şeye karıştırıldığı,
karıştığı veya içinde oluştuğu takdirde içmenin helal olup olmaması konusu bu
hususa delildir.



bu
konunun özeti şudur: karışan veya helal nesnenin içinde oluşan (alkol gibi) bir
şey az, karıştığı helal nesne (mesela su) çok ise bakılır; suyun rengi, tadı ve
kokusu, karışan pis ve haram olan şey gibi olmuş ise bu içilmez, olmamış ise ve
suyun içinde bu pis olan şey belli olmuyorsa içilir.



birinci delile cevap ve reddiye:  



burada
üzerinde konuşulması gereken mesele suyun renginin, kokusunun, tadının değişip
değişmeyeceği değildir. çünkü üzerinde konuşulan mesele
“suların hükmü meselesi” değildir. üzerinde konuşulan asıl mesele “alkol
karışımı” olan gazlı bir içeceğin içilip içilmeyeceği meselesidir.
İçine
necaset karışan sıvının meşrubat olarak kullanılması ile abdest ve gusülde
kullanılması arasındaki farkı gözetmek gerekir.



âlimlerin cumhuru; “çoğu sarhoş edenin
azı da haramdır” ve "her sarhoşluk verici şey haramdır" hadislerine
dayanarak, “çok içildiği zaman sarhoş eden bir içeceğin azını içmek, sarhoş
etmese dahi haramdır” görüşündedirler. madem, “çoğu sarhoş edenin azı da haramdır”,
o halde “gazlı içeceklerin içindeki alkolün çok içilmesi” de haramdır. yani o
gazlı içeceğin içerisindeki alkol ayrıştırılacak olsa ve ayrıştırdıktan sonra
da çokça içilse, muhakkak ayrıştırılan o alkol sarhoş edici özellikte
olacaktır. o zaman bu alkolün çoğu sarhoş ediyorsa azıda haramdır. dolayısıyla bu
alkolün az miktarda gazlı içeceklerin içinde bulunması o içeceği de haram kılar.
çünkü çoğu sarhoş edenin azı da haramdır. öyleyse meselenin, renk, koku ve tat
değişimi bazında ele alınması yanlıştır.



yukarıdaki delile diğer bir yönden de
şöyle cevap verilir: alkol karıştırılan asitli içecekler ve meşrubatların,
içine pis bir madde düşen büyük suya kıyas edilmesi doğru değildir. zira
suların pis olup olmaması hususundaki hüküm, kolaylık esası üzerine kurulmuştur.
çünkü bu hususta asıl olan, su küçük de olsa büyük de olsa içine necaset
düşünce onu pis kılacağı idi. ancak, içine necis bir şey düşünce o suyun pis
olacağı hükmü bazı sulardan düşürülmüştür. bunun nedeni ise zaruret ve
ihtiyaçtır.



yani
içine necaset düşen suların temiz olmasında ki esas zarurettir. bu genişlik
olmasaydı, hayat neredeyse yaşanamaz hale gelecekti. çünkü içine hiçbir surette
pislik karışmamış su bulmak her zaman mümkün ve kolay değildir. bu sebeple
içine necis bir şey karışan bazı suların kullanımına cevaz verilmiştir. hâlbuki
böyle bir durum ve zaruret, sözü edilen içecekleri içme hususunda bulunmamaktadır.



kısacası;
alkollü meşrubatların büyük sulara kıyas edilmesi, yani: “İçine pis bir şey
düşen her büyük su, tadı, rengi ve kokusu değişmedikçe temizdir.
meşrubatlardaki alkoller de büyük suya atılmış necasetlerdir. öyleyse içine
alkol atılan büyük tanklarda yapılan meşrubatlar da temizdir” şeklinde bir
kıyas yapılması batıldır. çünkü hem büyük suların içine necaset düşmekle kirlenmeyeceği
hükmü kıyasa ters olarak  vaki olan bir hüküm olduğundan, kıyasa ters olan
olarak vaki olan bir hükme de başka bir hüküm kıyas edilemez. hem de içinde
necaset düşmüş olan büyük suların kullanımını caiz kıllan illet, içinde alkol
bulunan asitli içecekleri içmek hususunda mevcut değildir. ayrıca, mesele
“suların hükmü meselesi” değildir. üzerinde konuşulan mesele “alkol karışımı”
olan gazlı bir içeceğin içilip içilmeyeceği meselesidir.



 



           



 



 



 



İkinci delil:



 dinimizce pis olan nesne, az miktarda ki suya
veya az miktarda ki sıvı maddeye karıştığı zaman su ve sıvı pis olur; içilmez
ve onunla dini temizlik yapılmaz. çok suya pislik karıştığı zaman ise suyun
rengi, tadı ve kokusundan biri, katışan pislik belli olacak şekilde
değişmedikçe su pis olmaz. çok su hanefilere göre, yeri köşeli ise yüzeyi 10x10
arşın, yuvarlak ise 36 arşın, derinliği ise bir karışa yakın yerdeki sudur.
arşın; yaklaşık iki karıştır. şafiilere göre çok su; iki kulledir (kulle, büyük
bir küp olup, iki kulle su, yaklaşık 200 kg. sudur). İmam malik\'e göre ise az
su, içine düşen pisliğin rengi, tadı veya kokusu belli olan sudur, bunların belli
olmadığı su ise çok su sayılır. buradaki ölçülere göre çok sayılan suya mesela
sidik veya şarap karışsa o su pis olmaz, onunla abdest alınır ve o su -sağlığa
zararı yoksa- içilebilir.



dinde
hüküm yukarıda yazıldığı gibidir. bir sıvının içine alkol karışınca hemen
"bu sıvı haramdır" denemez, haram olmasına hükmetmek için yukarıda
açıklanan şartların gerçekleşmesi gerekir.



gazlı
içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı veya su,
müctehidlerin birçoğuna göre "çok"tur. buna göre gazlı bir içeceği
elinize aldığınızda koklayınca alkol kokmuyorsa, tadınca alkol tadı vermiyorsa,
bakınca alkol rengini almamış ise, o içecek temizdir, helaldir.



 



İkinci delile cevap ve reddiye:



İçinde
alkol olan içecekler meselesinin, yukarıdaki konu dâhilinde ele alınması
yanlıştır. zira kendisinde üretim yapılan tanklar, bir göle, bir denize veya
bir akarsuya benzetilemez. burada bir benzetme yapılacaksa, her ne kadar aynı
değilse de, en yakın olarak, ancak kuyulara benzetmek biraz daha isabetli
olurdu.



kuyularla
ilgili mesele de şöyledir: bir kuyunun içine bir damla kan, şarap veya idrar
gibi sıvı necaset damlasa, domuz düşse, koyun keçi büyüklüğünde bir hayvan
düşüp ölse; serçe veya fare büyüklüğünde hayvan düşüp öldükten sonra şişerek
dağılsa, o kuyu, suyu tamamen boşaltılmadıkça temiz sayılmaz. fakat kuyunun
kaynağı bol olup, devamlı su çıktığı için suyunu tamamen boşaltmak mümkün
olmazsa, bu kuyudan iki yüz - üç yüz kova çıkartılır. bir damla kan, şarap veya
idrar bir kuyuyu bile kirletiyorsa, bir damladan daha fazla katılan alkol,
üretilen o gazlı içeceği nasıl kirletmesin?



buradan anlaşılacağı üzere kuyular
bazında değerlendirilse bile böyle bir kıyas batıldır. kaldı ki bu mesele yukarıda
da dediğimiz gibi ancak durgun suyla alakalı olarak incelenecek bir meseledir.
çünkü bu tanklardaki ürün, hareket halinde olmayan bir sıvıdır. daha önce
dediğimiz gibi göl, deniz veya akarsu gibi değildir. zira bu konuda verilen
ölçü birimlerinin hiç birisi söz konusu olan tanklarla uygun değildir,
uyuşmamaktadır. durgun suya bulaşan bir necaset ise, onu necis kılar ve o suyla
taharet yapılamayacağı gibi, içilmesi de yasaktır. rasûlullah (s.a.s) şöyle
buyurmuştur: "sizden biriniz durgun suya bevlettikten sonra bu su ile
gusletmesin."  durgun su az miktarda
ise bulaşan necaset ile tadı veya rengi veya kokusu değişmese bile onunla
taharet yapılmaz, necistir. büyük bir durgun suda ise onunla taharet yapılır.
bu durgun suyun büyüklüğünü kontrol etmek için; elle veya taş atarak meydana
gelen hareket karşı tarafa iletilmezse bu su çoktur, onunla taharet yapılır. rasûlullah
(s.a.s) şöyle buyurmuştur: "deniz suyu temizdir ve ölüsü helâldir."



 bütün bunlardan anlaşılması gereken yine şudur
ki; kendisinde üretim yapılan tanklar, bir göle, bir denize veya bir akarsuya
benzetilemez. burada bir benzetme yapılacaksa, her ne kadar aynı değilse de, en
yakın olarak, ancak kuyulara benzetilebilir idi ama ne var ki yukarıda ki açıklamadan
da anlaşılacağı üzere kuyular bazında değerlendirilse bile böyle bir kıyas yine
batıldır. ayrıca sularda olan temizlikteki esas “zaruret”tir. İçine necaset
düşse bile bazı sular, ihtiyaç ve zaruretten dolayı kolaylık esası üzere kıyasa
ters bir şekilde temiz sayılmıştır. ancak ne var ki üzerinde konuşulan mesele
“suların hükmü meselesi” olmayıp, mesele “alkol karışımı” olan gazlı bir
içeceğin içilip içilmeyeceği meselesidir.  bu sebeple hem, kıyasa ters vaki olan bir
hükme başka bir hüküm kıyas edilemez. hem de, böyle bir ihtiyaç ve zaruret,
içinde alkol bulunan meşrubatları içme hususun da zaten yoktur.



 



 



 



 



 



 



üçüncü delil:



kefir,
boza, gazoz ve kolalarda, çoğunun içilmesi durumunda sarhoş etme özelliği ve etkisi
yoktur. bunlarda temiz olan su çok, içinde oluşan veya aromasını eritmek için
kullanılan etil alkol azdır, ayrıca bunların içinde alkolün rengi, tadı ve
kokusu yoktur. yani içeceğin içindeki etil alkol, içeceğin içindeki temiz sudan
daha azdır ve etil alkol özelliğini kaybetmektedir. bunlara haram diyenler
helal olan bir şeye haram demiş olurlar ki, bunun da büyük sorumluluğu vardır.



sirkede,
hamurda, yoğurtta, pek çok meyve ve sebzede de alkol vardır. ancak bunların
haram olduğunu söyleyen kimse olmamıştır.



üçüncü delile cevap ve reddiye:



her
1 lt’de (raporda belirtildiği üzere) 0,20 gr-1,56 gr arsında değişen alkol
azdır demek yanlıştır. çünkü yukarıda belirttiğimiz gibi durgun su az miktarda
ise, bulaşan necaset tat, renk ve kokuda değişiklik yapmasa bile o su necis
sayılır. öyleyse 1 lt bir gazlı içecek, durgun bir sudan daha azdır ve
dolayısıyla 1 lt bir içeceğe karışan necaset onun temiz olma özelliğini haliyle
giderecektir. suyun çok oluşu ise, necasetin diğer tarafa ulaşmaması esasına
dayanmaktadır ve böyle bir durum içecekler için söz konusu değildir. o zaman 0,20
gr bir alkol 1 lt bir içeceği hayli hayli necis kılar.



            yukarıda ki delilde şöyle
denilmektedir: “az olan haram, belli miktarda çok olan helale katıldığında
karışım haram olmaz. meşrubatlara katılan haram alkol, katıldığı sudan daha
azdır. öyleyse su ile alkol karışımı haram değildir.” bu batıl bir kıyastır. çünkü
bu hüküm, haram maddenin diğer helâl maddelere hükmen şâyi, yaygın olmaması
kaydına bağlıdır, yani  “haram madde
helal unsura hükmen sirayet etmiyorsa, her tarafına yayılmıyorsa”
takdirindedir. mesela, bir adamın helal kazancı çok, haram kazancı az olsa,
helal kısmı helal, haram kısmı da haram kalır. manen pis olan haram mallar,
temiz olan helal mallara hükmen karışmış olmaz. böylece helal kısmını niyet
ederek onun malından yemek caiz, helal olur. şayet yukarıda iddia edildiği gibi
olsaydı, yarım bardak şarabı bir damacana su ile karıştırdığımızda helal olması
icap edecekti. hâlbuki yarım bardak şarabı bir damacana suya kattığımızda necis
olan şarap suyun her tarafına yayılacaktır. yayıldığı için de ondan içmek veya
onunla temizlik yapmak haram olacaktır. görüldüğü üzere bu kıyas yanlıştır,
çünkü illetler farklıdır. maddî pislik ile manevî pislik hususu birbirine
karıştırılmıştır.



yukarıda ki delilde; bazı yiyeceklerde
de alkolün bulunduğu zikredilmektedir. bu ise yanlıştır. çünkü sirke, boza,
yoğurt ve birtakım sebze ve meyvelerde bulunan alkol, onlara sonradan ilave
edilmiş olmayıp, muhtevalarında tabii, doğal olarak mevcuttur. meyve ve
sebzelerde tabii, doğal olarak bulunan alkol ile sonradan ilave edilen alkol
arasında fark vardır. zira sirkede, hamurda, bozada, yoğurtta, pek çok meyve ve
sebzelerde tabii, doğal olarak bulunan alkol, daha farklı bir alkol çeşididir.
bu alkol (bazıları bu alkol çeşidine “ethanol”, bazıları ise yüksek oktanlı
aromatik alkol demektedirler ki) tabii, doğal halindedir, bozulmamıştır ve
sarhoş edici özelliği yoktur. “etil alkol” ise tabii, doğal değildir, sarhoş
edici özelliğe sahiptir. uygun olmayan şartlarda bekletilen meyve ve sebze
sularında zaman içinde, bozulma ve kokma neticesinde etil alkolleşme oluşumu
başlamaktadır. ayrıca kola, gazoz vs.nin muhtevasındaki alkol, sonradan ilave
edilmekte ve asitli içeceklerle karışım sebebiyle özelliğini de
kaybetmemektedir.



yukarıda ki delilde şöyle
denilmektedir: “herhangi bir içecek, bir seferde içilebilecek en fazla miktarda
içildiği halde sarhoş etmiyorsa haram değildir. çok fazla miktarda gazoz, kola
veya kefir içerek sarhoş olana rastlanmamıştır. dolayısıyla bu içecekler, “çoğu
sarhoş ettiği için azı da haram olan” içeceklerden değildir. bunların
içeriğindeki alkolün şu veya bu miktarda olması bir şeyi değiştirmez.”



bu
yanlış bir kıyastır. “çoğu sarhoş etmeyenin azı ve çoğu haram değildir” kaidesindeki
hüküm, “müstakil olduğu” haldedir. yani sarhoş edici olan içecek yalnız başına
karışımsız içildiği zaman bu kaide geçerlidir. sarhoş eden nesne müstakil
olarak yalnız başına çok miktarda alındığında sarhoş ediyorsa, bu nesnenin
azıda çoğu da haramdır. lakin bu nesne çok miktarda yalnız başına
kullanıldığında sarhoş etmiyorsa helaldir. öyle olmasaydı: “İçine yarım bardak
rakı katılan bir damacana suyu içen sarhoş olmaz. öyleyse, bu damacanadan içmek
de haram değildir, helaldir” dememiz lâzım gelecekti. meşrubatların içindeki 0,20
gram alkoller de ayrıştırılsa, sonra da bu alkoller toparlanıp içilse, insanı elbette
sarhoş eder. o halde çoğu sarhoş eden bu alkollerin azı da haramdır.



ayrıca
eğer gazozdaki alkol miktarı, mevcuttan daha fazla artırıldığı zaman sarhoş
edici özelliğe kavuşması söz konusu ise, mevcut durumda da haram olmalıdır.
çünkü rasûlullah (s.a.v): “çoğu sarhoş eden (içkinin) azı da haramdır”
buyurmuştur. acaba hadiste geçen “çoğu sarhoş edici şey” ifadesinden maksat içecek
mi, yoksa içeceğin içerdiği alkol mü? eğer maksat, içeceklerdir der isek; gazoz
vb. içeceklerin haram olduklarını söyleyemeyiz. yani “bu içeceklerin çok
miktarı sarhoş etmediği için azı da helaldir” dememiz gerekir. eğer maksat,
içerdikleri alkoldür der isek; bu içeceklerin haram olduğunu söylemek
zorundayız çünkü yukarıda da açıklandığı üzere hadisi şerifte geçen sarhoş
edici madde den maksat, sarhoş edici maddenin tek başına çok miktarda
kullanılması ile ilgilidir. sarhoş eden nesne müstakil olarak yalnız başına çok
miktarda alındığında sarhoş ediyorsa, o halde “bu nesnenin azıda çoğu da
haramdır” demek zorundayız. İçinde 0,20 gr oranında alkol bulunan içecek de, ne
kadar alınırsa alınsın sarhoş edici değildir; ancak içindeki alkolün oranı
artırıldığında sarhoş edicilik özelliğinin ortaya çıkacağında şüphe yoktur.



 



 



 



 



 



 



dördüncü delil:



bir
şarabın içine tuz  atılır ve sirke haline gelirse haramken helal olur.
gazoz gibi içeceklerde  de alkol değişir, sirke olur. öyleyse gazozlar
içine atılan alkol haramlıktan çıkar, helal olur.



dördüncü delile cevap ve reddiye:



bu
kıyas batıldır. çünkü şarabın, belli usullerle  sirke olması mümkün ise
de, diğer alkollerde bu geçerli değildir. zira sirke,  üzüm ve benzeri
meyve sularından olur. kaldı ki gazlı içeceklerin içine konulan alkol bir
değişime uğramayıp, özelliğini yitirmeyip muhafaza etmektedir. bu, analiz ile
sabit olmuştur. özelliğini kaybetmediği için de gazlı içeceklerin içindeki bu
alkolün hükmü aslı üzeredir, yani haramdır.



 



son olarak bir de şu konulara değinmek
istiyoruz. gazlı içeceklerin satın alınması ve içilmesi konusuna; “sağlığa
tesiri” ile müslümanların aleyhinde çalışan firmalara ait malların satın alınarak
servetlerin, müslümanların düşmanlarına akması açısından da bakmak gerekir ki,
acaba bu ne kadar caizdir!?



kanserojen
maddeler içeren içecek ve yiyecekleri bile bile tüketmek acaba ne kadar
caizdir? emanet olan bedeni, istediğimiz gibi kullanıp yıpratmaya veya helak
etmeye acaba ne kadar hakkımız vardır? 
günümüzde yiyecek ve içeceklerimizin içindeki katkı maddelerinin neler
olduğunu ve bu maddelerin dinen hükmünü,     kalıtsal
veya ölümcül hastalıklara yol açıp açmadığını öğrenmek zor değildir. her
müslüman için bu iki husus v.b. hususlarda ki bilgileri araştırmak veya bir
bilenden sorup öğrenmek dinen elzemdir.



ayrıca,
bir yiyecek ve içeceğin hükmü, aksi ispatlanmadıkça aslı üzeredir. daha evvel
yiyip içtiğimiz bir şeyin içine haram bir madde karışığını bugün öğrenmiş isek,
geçmişte o yiyecek veya içeceği yiyip içmemiz bize bir delil teşekkül etmez ve
dinen sadece tevbe istiğfar etmemiz gerekir. sorumluluk, o yiyecek veya
içeceğin hükmü kişiye ayan olduğu andan itibaren başlayacaktır. bize düşen ise,
belirttiğimiz gibi, hayatımızda ki haram ve helalleri araştırmak veya ehline
sormaktır. hayatımızın herhangi bir alanında karşımıza çıkan yeme, içme, alım,
satım, muamelat ve diğer şeylerle ile ilgili meselelerde takınacağımız tavır, o
fiilin haram veya helal olup olmadığını araştırmaktır.



bazen
bir meselenin hükmü hakkında, ehil olan âlimler ihtilaf edip ayrı ayrı hükümler
verebilirler. hem böyle bir durumda hem de haram veya helalliği hakkında
şüpheye düştüğümüz şeylerde dinen yapmamız gereken, onlardan kaçınmak ve terk
etmektir, zira rasûlullah (s.a.v.) bize böyle emretmişlerdir.



 



 



 



 



sonuç



1-
yukarıda adı geçen on çeşit gazlı içecekte değişik oranlarda alkol olduğu yapılan
analiz ile sabit olmuştur.



2-
asitli içeceklerin içindeki bu alkol, içeceklerin doğasında olmayıp sonradan
ilave edilmiştir.



3-
bu içeceklerin içine sonradan ilave edilen alkol, şer’an haram olan alkol
nevindendir. bu alkolün azı da çoğu da haramdır.



4-
İçeceklerin içindeki bu alkol, şer’an belirtilen ölçülerden küçük su veya
sıvıların içine girdiği vakit o su veya sıvıyı necis ve haram kılar. haram olan
alkolün ne kadar bir miktarda ki sıvıyı necis kılıp kılmadığı ise yukarıda
açıklanmıştır.



5-
İçinde tat ve koku verici esans kullanılan bütün içeceklerden uzak
durulmalıdır. tat ve koku verici esanslar suda direk çözülmediği için, bunların
suda çözülmesini sağlayacak bir ara çözücü lazımdır. ara çözücü olarak ise
ucuzluğu ve maliyetinin düşüklüğünden dolayı alkol kullanılmaktadır. etil
alkolün gördüğü ara çözücülük vazifesini başka helal maddeler de yapabilmekte,
ancak maliyeti yükselttiğinden dolayı kullanılmamaktadır. bu durum analizle
sabit olmuştur.



6-
İçeceklerin içine konulan alkol, bu içeceklerin içinde herhangi bir kimyevi
değişime uğramayarak, alkol olma özelliğini yitirmeyip koruduğu, analizlerle
tespit edilmiştir.



7-
gazlı içecekler meselesi “suların hükmü meselesi” bazında değerlendirilemez.
büyük su, göl, deniz ve akarsuya kıyas edilmesi batıldır. üzerinde konuşulan
asıl mesele “alkol karışımı” olan gazlı bir içeceğin içilip içilmeyeceği
meselesidir. İçine necaset karışan sıvının meşrubat olarak kullanılması ile
abdest ve gusülde kullanılması arasında ki fark açıktır.



8-
“çoğu sarhoş etmeyenin azı ve çoğu haram değildir” kaidesindeki hüküm,
“müstakil olduğu” haldedir. yani sarhoş edici olan içecek yalnız başına
karışımsız içildiği zaman bu kaide geçerlidir. sarhoş eden nesne müstakil
olarak yalnız başına çok miktarda alındığında sarhoş ediyorsa, bu nesnenin
azıda çoğu da haramdır.



9-
“az olan haram, belli miktarda çok olan helale katıldığında karışım haram olmaz”
hükmü, haram maddenin diğer helâl maddelere hükmen şâyi, yaygın olmaması
kaydına bağlıdır, yani  “haram madde
helal unsura hükmen sirayet etmiyorsa, her tarafına yayılmıyorsa”
takdirindedir.



10- sularda olan
temizlikteki esas “zaruret”tir. İçine necaset düşse bile bazı sular, ihtiyaç ve
zaruretten dolayı kolaylık esası üzere kıyasa ters bir şekilde temiz
sayılmıştır. bu sebeple, kıyasa ters vaki olan bir hükme başka bir hüküm kıyas
edilemez. ayrıca, böyle bir ihtiyaç ve zaruret, içinde alkol bulunan
meşrubatları içme hususun da zaten yoktur.



 



 



 




Cevap Tarihi : 31.03.2010 17:46:23
Cevap :

 



konu
İle İlgİlİ tüketİcİler bİrlİğİnİn resmİ açiklamasi ve tübİtak analİz raporu



gazlı içecekler ile ilgili
yapılan analiz sonuçlarını değerlendiren tüketiciler birliği genel başkanı av. m.
bülent deniz; “tüketicinin temel hakkı olan “bilgilenme hakkı” açık şekilde
ihlâl edilmekte ve tüketiciler yanıltılmaktadır” dedi. tüketiciler birliği
genel başkanı av.m. bülent deniz konu ile ilgili yaptığı basın toplantısında şu
görüşlere yer verdi:



 “türk gıda
kodeksi yönetmeliği
ile ilgili olarak çıkarılan ve 30.10.1998 tarihli
resmi gazete’
de yayınlanarak yürürlüğe giren 98/24 no’lu alkolsüz
İçecekler tebliği’nin 5/k maddesi
nde; “alkolsüz içeceklerde etil alkol
miktarının en çok 5.0 g/l
olabileceği” belirtilmektedir.



alkolsüz içeceklere
ilişkin bir hukuki metinde, içecek içeriğinde alkol bulunmasına cevaz veren bu
düzenleme dikkatimizi çekmiş ve konu ile ilgili olarak tüketiciler birliği tarafından
bir çalışma başlatılmıştır.



çalışma kapsamında:



1.    
piyasada satılan gazoz ürünlerinin etiketleri üzerinde yapılan incelemelerde,
içeriğinde alkol bulunduğuna ilişkin bir bilginin olmadığı, hatta bir üründe
de, içerikte alkol ve çözeltisinin kullanılmadığına ilişkin bir bilginin
olduğu tespit edilmiştir.



2.    
bunun üzerine çeşitli marketlerden satış fişi karşılığında on ayrı gazoz
markasına ait birer şişe gazoz satın alınmıştır. marka seçiminde pazarda yaygın
olarak satılan markalar tercih edilmiştir. satın alınan gazozların içeriğinde
alkol olup olmadığının tespiti için gebze’de bulunan tübİtak marmara araştırma
merkezi’ne başvurulmuştur. orijinal ambalajı içinde teslim edilen on adet gazoz
şişesinde bulunan sıvı için “iffj modifiye rebelin metodu,1983” yöntemiyle etil
alkol analizi yaptırılmış ve şu

sonuçlara ulaşılmıştır:



marka                 
alkol oranı

a.   
uludağ ........   1.56 g/l  

b.    akmina........  1.28
g/l
   

c.     tansaş........     1.16
g/l
   

d.    çamlıca.......    0.84 g/l   

e.     fruko..........    0.76
g/l
  

f.      sensun.......    0.60
g/l
   

g.     sprite..........   0.56
g/l
   

h.     adese.........    0.48
g/l
   

i.      seven up..... 0.44 g/l 

j.       kipa............  0.20 g/l



3.          
yapılan araştırmalar ve gıda mühendisliği,
kimya mühendisliği ve tıp alanında uzmanlarla yapılan görüşmeler ile gazlı
içecek olan gazozlarda, etil alkolün kullanım nedenleri ile ilgili olarak şu
sonuçlara ulaşılmıştır: 



a.  
bütün gazozlarda tat ve koku verici
esanslar kullanılmaktadır. bu esanslar yağ cinsinden maddeler olup suda
çözünmezler. bu esansların suda çözünmeleri için hem su, hem de yağlarla tam
karışabilen, çözünebilen “ara çözücü”lere ihtiyaç bulunmaktadır. etil alkol
gazlı içecek üretiminde
bu işlevi yerine getirmek üzere kullanılan bir “ara
çözücü
”dür. 



b.  
gazlı içecek üretiminde tat ve koku verici
maddeleri suda çözünür hale getirmek üzere kullanılan etil alkol üretim
sürecinde kimyevî bir değişime uğramamakta ve aslî unsuru olan “alkol” olma
özelliğini yitirmemektedir. 



 



c.  
etil alkol, gazlı içecek üretiminde
maliyeti düşük olması nedeniyle kullanılmaktadır.

etil alkol yerine aynı işlevi görmek üzere, örneğin propylen glycol maddesi
kullanılması mümkündür. ancak etil alkol yerine kullanılacak “ara çözücü”
hangisi olursa olsun, üretim maliyeti artacaktır.



buna göre analiz
ettirdiğimiz on adet şişede yer alan gazoz sıvılarının tamamında, değişen
oranlarda etil alkol bulunmuştur
. analiz ettirilen şişelerin üzerinde yer
alan etiketlerin tamamında, içeriğinde etil alkol bulunduğuna ilişkin bir uyarı
bulunmamaktadır.



elde edilen sonuçlar,
alkolsüz İçecekler tebliği’nde belirtilen sınırın altında bulunmakla birlikte
içeriğe ilişkin tüm bilgilerin eksiksiz olarak tüketiciye sunulması,
tüketicinin temel ve evrensel haklarından biri olan bilgilenme hakkı gereğidir.
bu durumda içeriğe ilişkin yanıltıcı veya eksik bilgi verilmekle tüketicinin en
temel hakkı ihlâl edilmektedir.



bu nedenle konu ile ilgili
yetkili tarım bakanlığı ve sanayi ve ticaret bakanlığı tarafından öncelikle
türk standartları enstitüsü’nün gazozlarla ile ilgili 4080 nolu standardı ve
alkolsüz İçecekler tebliği’nde yer alan ve gazlı içeceklerde alkol
kullanılmasına olanak tanıyan 5/k maddesi kaldırılarak, gazlı içeceklerde alkol
kullanılmasını yasaklayan düzenleme getirilmeli, bu maddenin kaldırılmaması
halinde tebliğin ismi değiştirilerek, isimde yer alan “alkolsüz içecekler”
ibaresi kaldırılmalı ve gerekli denetimler en katı şekilde uygulanarak,
tüketicinin bilgilenme hakkının ihlâlinin önüne geçilmelidir.



öte yandan tüm gazlı
içecek üreticisi firmalarını içeriğe ilişkin doğru ve eksiksiz bilgilerin
etikette yer alması için gerekli düzenlemeleri en kısa sürede yapmaya çağırıyor
ve alkolsüz içecekler konusunda tüketiciler birliği olarak gazlı içecekler
konusunda tüketiciyi uyarıyoruz: “İçtiğiniz gazozda alkol var!” dedi.



 



tübİtak’a
sunulan dİlekçe,  alkol analİzİ yapilmasi
İstenen asİtlİ İçeceklerİn lİstesİ ve analİzİn sonuçlari











 



 



yukarıda
görüldüğü üzere, tüketiciler birliği, gazlı içecekleri tübitak gıda enstitüsüne
alkol analizi yaptırmış ve tüm gazlı içeceklerde muhtelif miktarlarda alkol
çıkmıştır.



İçinde
alkol olduğu analiz ile tespit edilmiş içecekler hakkında, bir bu v.b. içeceklerin
haram olduğunu söylerken, bir kesim de helal olduğunu ileri sürmüşlerdir. gazlı
içeceklerin içinde alkol bulunmasına rağmen şer’an helal olduğuna dair, bunu
kanıtlayan bir takım şer’î deliller sunulmuştur. bu meşrubatların haram
olduğunu söyleyen diğer kesim ise bu delilleri birçok yönden çürütmüştür. biz
de burada asitli içeceklerin dinen helalliği hakkında sunulan delilleri ve
onların butlanını ifade eden cevapları derleyip sizlere aktarmaya çalışacağız.



gazlı
içeceklerin helalliği hakkında sunulan deliller ve bu delillere verilen
cevaplar kısaca şöyledir.



 



birinci delil:



İçilmesi
haram olan (şarap gibi) bir şeyin, içilmesi helal olan (su gibi) bir şeye karıştırıldığı,
karıştığı veya içinde oluştuğu takdirde içmenin helal olup olmaması konusu bu
hususa delildir.



bu
konunun özeti şudur: karışan veya helal nesnenin içinde oluşan (alkol gibi) bir
şey az, karıştığı helal nesne (mesela su) çok ise bakılır; suyun rengi, tadı ve
kokusu, karışan pis ve haram olan şey gibi olmuş ise bu içilmez, olmamış ise ve
suyun içinde bu pis olan şey belli olmuyorsa içilir.



birinci delile cevap ve reddiye:  



burada
üzerinde konuşulması gereken mesele suyun renginin, kokusunun, tadının değişip
değişmeyeceği değildir. çünkü üzerinde konuşulan mesele
“suların hükmü meselesi” değildir. üzerinde konuşulan asıl mesele “alkol
karışımı” olan gazlı bir içeceğin içilip içilmeyeceği meselesidir.
İçine
necaset karışan sıvının meşrubat olarak kullanılması ile abdest ve gusülde
kullanılması arasındaki farkı gözetmek gerekir.



âlimlerin cumhuru; “çoğu sarhoş edenin azı
da haramdır” ve "her sarhoşluk verici şey haramdır" hadislerine
dayanarak, “çok içildiği zaman sarhoş eden bir içeceğin azını içmek, sarhoş
etmese dahi haramdır” görüşündedirler. madem, “çoğu sarhoş edenin azı da haramdır”,
o halde “gazlı içeceklerin içindeki alkolün çok içilmesi” de haramdır. yani o
gazlı içeceğin içerisindeki alkol ayrıştırılacak olsa ve ayrıştırdıktan sonra
da çokça içilse, muhakkak ayrıştırılan o alkol sarhoş edici özellikte
olacaktır. o zaman bu alkolün çoğu sarhoş ediyorsa azıda haramdır. dolayısıyla bu
alkolün az miktarda gazlı içeceklerin içinde bulunması o içeceği de haram kılar.
çünkü çoğu sarhoş edenin azı da haramdır. öyleyse meselenin, renk, koku ve tat
değişimi bazında ele alınması yanlıştır.



yukarıdaki delile diğer bir yönden de şöyle
cevap verilir: alkol karıştırılan asitli içecekler ve meşrubatların, içine pis
bir madde düşen büyük suya kıyas edilmesi doğru değildir. zira suların pis olup
olmaması hususundaki hüküm, kolaylık esası üzerine kurulmuştur. çünkü bu
hususta asıl olan, su küçük de olsa büyük de olsa içine necaset düşünce onu pis
kılacağı idi. ancak, içine necis bir şey düşünce o suyun pis olacağı hükmü bazı
sulardan düşürülmüştür. bunun nedeni ise zaruret ve ihtiyaçtır.



yani
içine necaset düşen suların temiz olmasında ki esas zarurettir. bu genişlik
olmasaydı, hayat neredeyse yaşanamaz hale gelecekti. çünkü içine hiçbir surette
pislik karışmamış su bulmak her zaman mümkün ve kolay değildir. bu sebeple
içine necis bir şey karışan bazı suların kullanımına cevaz verilmiştir. hâlbuki
böyle bir durum ve zaruret, sözü edilen içecekleri içme hususunda bulunmamaktadır.



kısacası;
alkollü meşrubatların büyük sulara kıyas edilmesi, yani: “İçine pis bir şey
düşen her büyük su, tadı, rengi ve kokusu değişmedikçe temizdir.
meşrubatlardaki alkoller de büyük suya atılmış necasetlerdir. öyleyse içine
alkol atılan büyük tanklarda yapılan meşrubatlar da temizdir” şeklinde bir
kıyas yapılması batıldır. çünkü hem büyük suların içine necaset düşmekle kirlenmeyeceği
hükmü kıyasa ters olarak  vaki olan bir hüküm olduğundan, kıyasa ters olan
olarak vaki olan bir hükme de başka bir hüküm kıyas edilemez. hem de içinde
necaset düşmüş olan büyük suların kullanımını caiz kıllan illet, içinde alkol
bulunan asitli içecekleri içmek hususunda mevcut değildir. ayrıca, mesele
“suların hükmü meselesi” değildir. üzerinde konuşulan mesele “alkol karışımı”
olan gazlı bir içeceğin içilip içilmeyeceği meselesidir.



 



       



 



 



 



İkinci delil:



 dinimizce pis olan nesne, az miktarda ki suya
veya az miktarda ki sıvı maddeye karıştığı zaman su ve sıvı pis olur; içilmez
ve onunla dini temizlik yapılmaz. çok suya pislik karıştığı zaman ise suyun
rengi, tadı ve kokusundan biri, katışan pislik belli olacak şekilde
değişmedikçe su pis olmaz. çok su hanefilere göre, yeri köşeli ise yüzeyi 10x10
arşın, yuvarlak ise 36 arşın, derinliği ise bir karışa yakın yerdeki sudur.
arşın; yaklaşık iki karıştır. şafiilere göre çok su; iki kulledir (kulle, büyük
bir küp olup, iki kulle su, yaklaşık 200 kg. sudur). İmam malik\'e göre ise az
su, içine düşen pisliğin rengi, tadı veya kokusu belli olan sudur, bunların belli
olmadığı su ise çok su sayılır. buradaki ölçülere göre çok sayılan suya mesela
sidik veya şarap karışsa o su pis olmaz, onunla abdest alınır ve o su -sağlığa
zararı yoksa- içilebilir.



dinde
hüküm yukarıda yazıldığı gibidir. bir sıvının içine alkol karışınca hemen
"bu sıvı haramdır" denemez, haram olmasına hükmetmek için yukarıda
açıklanan şartların gerçekleşmesi gerekir.



gazlı
içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı veya su,
müctehidlerin birçoğuna göre "çok"tur. buna göre gazlı bir içeceği
elinize aldığınızda koklayınca alkol kokmuyorsa, tadınca alkol tadı vermiyorsa,
bakınca alkol rengini almamış ise, o içecek temizdir, helaldir.



 



İkinci delile cevap ve reddiye:



İçinde
alkol olan içecekler meselesinin, yukarıdaki konu dâhilinde ele alınması
yanlıştır. zira kendisinde üretim yapılan tanklar, bir göle, bir denize veya
bir akarsuya benzetilemez. burada bir benzetme yapılacaksa, her ne kadar aynı
değilse de, en yakın olarak, ancak kuyulara benzetmek biraz daha isabetli
olurdu.



kuyularla
ilgili mesele de şöyledir: bir kuyunun içine bir damla kan, şarap veya idrar
gibi sıvı necaset damlasa, domuz düşse, koyun keçi büyüklüğünde bir hayvan
düşüp ölse; serçe veya fare büyüklüğünde hayvan düşüp öldükten sonra şişerek
dağılsa, o kuyu, suyu tamamen boşaltılmadıkça temiz sayılmaz. fakat kuyunun
kaynağı bol olup, devamlı su çıktığı için suyunu tamamen boşaltmak mümkün
olmazsa, bu kuyudan iki yüz - üç yüz kova çıkartılır. bir damla kan, şarap veya
idrar bir kuyuyu bile kirletiyorsa, bir damladan daha fazla katılan alkol,
üretilen o gazlı içeceği nasıl kirletmesin?



buradan anlaşılacağı üzere kuyular bazında
değerlendirilse bile böyle bir kıyas batıldır. kaldı ki bu mesele yukarıda da
dediğimiz gibi ancak durgun suyla alakalı olarak incelenecek bir meseledir.
çünkü bu tanklardaki ürün, hareket halinde olmayan bir sıvıdır. daha önce
dediğimiz gibi göl, deniz veya akarsu gibi değildir. zira bu konuda verilen
ölçü birimlerinin hiç birisi söz konusu olan tanklarla uygun değildir,
uyuşmamaktadır. durgun suya bulaşan bir necaset ise, onu necis kılar ve o suyla
taharet yapılamayacağı gibi, içilmesi de yasaktır. rasûlullah (s.a.s) şöyle
buyurmuştur: "sizden biriniz durgun suya bevlettikten sonra bu su ile
gusletmesin."  durgun su az miktarda
ise bulaşan necaset ile tadı veya rengi veya kokusu değişmese bile onunla
taharet yapılmaz, necistir. büyük bir durgun suda ise onunla taharet yapılır.
bu durgun suyun büyüklüğünü kontrol etmek için; elle veya taş atarak meydana
gelen hareket karşı tarafa iletilmezse bu su çoktur, onunla taharet yapılır. rasûlullah
(s.a.s) şöyle buyurmuştur: "deniz suyu temizdir ve ölüsü helâldir."



 bütün
bunlardan anlaşılması gereken yine şudur ki; kendisinde üretim yapılan tanklar,
bir göle, bir denize veya bir akarsuya benzetilemez. burada bir benzetme
yapılacaksa, her ne kadar aynı değilse de, en yakın olarak, ancak kuyulara
benzetilebilir idi ama ne var ki yukarıda ki açıklamadan da anlaşılacağı üzere
kuyular bazında değerlendirilse bile böyle bir kıyas yine batıldır. ayrıca sularda
olan temizlikteki esas “zaruret”tir. İçine necaset düşse bile bazı sular,
ihtiyaç ve zaruretten dolayı kolaylık esası üzere kıyasa ters bir şekilde temiz
sayılmıştır. ancak ne var ki üzerinde konuşulan mesele “suların hükmü meselesi”
olmayıp, mesele “alkol karışımı” olan gazlı bir içeceğin içilip içilmeyeceği
meselesidir.  bu sebeple hem, kıyasa ters
vaki olan bir hükme başka bir hüküm kıyas edilemez. hem de, böyle bir ihtiyaç
ve zaruret, içinde alkol bulunan meşrubatları içme hususun da zaten yoktur.



 



 



 



 



 



 



üçüncü delil:



kefir,
boza, gazoz ve kolalarda, çoğunun içilmesi durumunda sarhoş etme özelliği ve etkisi
yoktur. bunlarda temiz olan su çok, içinde oluşan veya aromasını eritmek için
kullanılan etil alkol azdır, ayrıca bunların içinde alkolün rengi, tadı ve
kokusu yoktur. yani içeceğin içindeki etil alkol, içeceğin içindeki temiz sudan
daha azdır ve etil alkol özelliğini kaybetmektedir. bunlara haram diyenler
helal olan bir şeye haram demiş olurlar ki, bunun da büyük sorumluluğu vardır.



sirkede,
hamurda, yoğurtta, pek çok meyve ve sebzede de alkol vardır. ancak bunların
haram olduğunu söyleyen kimse olmamıştır.



üçüncü delile cevap ve reddiye:



her
1 lt’de (raporda belirtildiği üzere) 0,20 gr-1,56 gr arsında değişen alkol
azdır demek yanlıştır. çünkü yukarıda belirttiğimiz gibi durgun su az miktarda
ise, bulaşan necaset tat, renk ve kokuda değişiklik yapmasa bile o su necis
sayılır. öyleyse 1 lt bir gazlı içecek, durgun bir sudan daha azdır ve
dolayısıyla 1 lt bir içeceğe karışan necaset onun temiz olma özelliğini haliyle
giderecektir. suyun çok oluşu ise, necasetin diğer tarafa ulaşmaması esasına
dayanmaktadır ve böyle bir durum içecekler için söz konusu değildir. o zaman 0,20
gr bir alkol 1 lt bir içeceği hayli hayli necis kılar.



        yukarıda ki delilde şöyle denilmektedir:
“az olan haram, belli miktarda çok olan helale katıldığında karışım haram
olmaz. meşrubatlara katılan haram alkol, katıldığı sudan daha azdır. öyleyse su
ile alkol karışımı haram değildir.” bu batıl bir kıyastır. çünkü bu hüküm,
haram maddenin diğer helâl maddelere hükmen şâyi, yaygın olmaması kaydına
bağlıdır, yani  “haram madde helal unsura
hükmen sirayet etmiyorsa, her tarafına yayılmıyorsa” takdirindedir. mesela, bir
adamın helal kazancı çok, haram kazancı az olsa, helal kısmı helal, haram kısmı
da haram kalır. manen pis olan haram mallar, temiz olan helal mallara hükmen
karışmış olmaz. böylece helal kısmını niyet ederek onun malından yemek caiz,
helal olur. şayet yukarıda iddia edildiği gibi olsaydı, yarım bardak şarabı bir
damacana su ile karıştırdığımızda helal olması icap edecekti. hâlbuki yarım
bardak şarabı bir damacana suya kattığımızda necis olan şarap suyun her
tarafına yayılacaktır. yayıldığı için de ondan içmek veya onunla temizlik
yapmak haram olacaktır. görüldüğü üzere bu kıyas yanlıştır, çünkü illetler farklıdır.
maddî pislik ile manevî pislik hususu birbirine karıştırılmıştır.



yukarıda ki delilde; bazı yiyeceklerde de
alkolün bulunduğu zikredilmektedir. bu ise yanlıştır. çünkü sirke, boza, yoğurt
ve birtakım sebze ve meyvelerde bulunan alkol, onlara sonradan ilave edilmiş
olmayıp, muhtevalarında tabii, doğal olarak mevcuttur. meyve ve sebzelerde
tabii, doğal olarak bulunan alkol ile sonradan ilave edilen alkol arasında fark
vardır. zira sirkede, hamurda, bozada, yoğurtta, pek çok meyve ve sebzelerde
tabii, doğal olarak bulunan alkol, daha farklı bir alkol çeşididir. bu alkol (bazıları
bu alkol çeşidine “ethanol”, bazıları ise yüksek oktanlı aromatik alkol
demektedirler ki) tabii, doğal halindedir, bozulmamıştır ve sarhoş edici
özelliği yoktur. “etil alkol” ise tabii, doğal değildir, sarhoş edici özelliğe
sahiptir. uygun olmayan şartlarda bekletilen meyve ve sebze sularında zaman
içinde, bozulma ve kokma neticesinde etil alkolleşme oluşumu başlamaktadır.
ayrıca kola, gazoz vs.nin muhtevasındaki alkol, sonradan ilave edilmekte ve asitli
içeceklerle karışım sebebiyle özelliğini de kaybetmemektedir.



yukarıda ki delilde şöyle denilmektedir: “herhangi
bir içecek, bir seferde içilebilecek en fazla miktarda içildiği halde sarhoş
etmiyorsa haram değildir. çok fazla miktarda gazoz, kola veya kefir içerek
sarhoş olana rastlanmamıştır. dolayısıyla bu içecekler, “çoğu sarhoş ettiği
için azı da haram olan” içeceklerden değildir. bunların içeriğindeki alkolün şu
veya bu miktarda olması bir şeyi değiştirmez.”



bu
yanlış bir kıyastır. “çoğu sarhoş etmeyenin azı ve çoğu haram değildir” kaidesindeki
hüküm, “müstakil olduğu” haldedir. yani sarhoş edici olan içecek yalnız başına
karışımsız içildiği zaman bu kaide geçerlidir. sarhoş eden nesne müstakil
olarak yalnız başına çok miktarda alındığında sarhoş ediyorsa, bu nesnenin
azıda çoğu da haramdır. lakin bu nesne çok miktarda yalnız başına
kullanıldığında sarhoş etmiyorsa helaldir. öyle olmasaydı: “İçine yarım bardak
rakı katılan bir damacana suyu içen sarhoş olmaz. öyleyse, bu damacanadan içmek
de haram değildir, helaldir” dememiz lâzım gelecekti. meşrubatların içindeki 0,20
gram alkoller de ayrıştırılsa, sonra da bu alkoller toparlanıp içilse, insanı elbette
sarhoş eder. o halde çoğu sarhoş eden bu alkollerin azı da haramdır.



ayrıca
eğer gazozdaki alkol miktarı, mevcuttan daha fazla artırıldığı zaman sarhoş
edici özelliğe kavuşması söz konusu ise, mevcut durumda da haram olmalıdır.
çünkü rasûlullah (s.a.v): “çoğu sarhoş eden (içkinin) azı da haramdır”
buyurmuştur. acaba hadiste geçen “çoğu sarhoş edici şey” ifadesinden maksat içecek
mi, yoksa içeceğin içerdiği alkol mü? eğer maksat, içeceklerdir der isek; gazoz
vb. içeceklerin haram olduklarını söyleyemeyiz. yani “bu içeceklerin çok
miktarı sarhoş etmediği için azı da helaldir” dememiz gerekir. eğer maksat,
içerdikleri alkoldür der isek; bu içeceklerin haram olduğunu söylemek
zorundayız çünkü yukarıda da açıklandığı üzere hadisi şerifte geçen sarhoş
edici madde den maksat, sarhoş edici maddenin tek başına çok miktarda
kullanılması ile ilgilidir. sarhoş eden nesne müstakil olarak yalnız başına çok
miktarda alındığında sarhoş ediyorsa, o halde “bu nesnenin azıda çoğu da
haramdır” demek zorundayız. İçinde 0,20 gr oranında alkol bulunan içecek de, ne
kadar alınırsa alınsın sarhoş edici değildir; ancak içindeki alkolün oranı
artırıldığında sarhoş edicilik özelliğinin ortaya çıkacağında şüphe yoktur.



 



 



 



 



 



 



dördüncü delil:



bir
şarabın içine tuz  atılır ve sirke haline gelirse haramken helal olur.
gazoz gibi içeceklerde  de alkol değişir, sirke olur. öyleyse gazozlar
içine atılan alkol haramlıktan çıkar, helal olur.



dördüncü delile cevap ve reddiye:



bu
kıyas batıldır. çünkü şarabın, belli usullerle  sirke olması mümkün ise
de, diğer alkollerde bu geçerli değildir. zira sirke,  üzüm ve benzeri
meyve sularından olur. kaldı ki gazlı içeceklerin içine konulan alkol bir
değişime uğramayıp, özelliğini yitirmeyip muhafaza etmektedir. bu, analiz ile
sabit olmuştur. özelliğini kaybetmediği için de gazlı içeceklerin içindeki bu
alkolün hükmü aslı üzeredir, yani haramdır.



 



son olarak bir de şu konulara değinmek
istiyoruz. gazlı içeceklerin satın alınması ve içilmesi konusuna; “sağlığa
tesiri” ile müslümanların aleyhinde çalışan firmalara ait malların satın alınarak
servetlerin, müslümanların düşmanlarına akması açısından da bakmak gerekir ki,
acaba bu ne kadar caizdir!?



kanserojen
maddeler içeren içecek ve yiyecekleri bile bile tüketmek acaba ne kadar
caizdir? emanet olan bedeni, istediğimiz gibi kullanıp yıpratmaya veya helak
etmeye acaba ne kadar hakkımız vardır? 
günümüzde yiyecek ve içeceklerimizin içindeki katkı maddelerinin neler
olduğunu ve bu maddelerin dinen hükmünü,        kalıtsal
veya ölümcül hastalıklara yol açıp açmadığını öğrenmek zor değildir. her
müslüman için bu iki husus v.b. hususlarda ki bilgileri araştırmak veya bir
bilenden sorup öğrenmek dinen elzemdir.



ayrıca,
bir yiyecek ve içeceğin hükmü, aksi ispatlanmadıkça aslı üzeredir. daha evvel
yiyip içtiğimiz bir şeyin içine haram bir madde karışığını bugün öğrenmiş isek,
geçmişte o yiyecek veya içeceği yiyip içmemiz bize bir delil teşekkül etmez ve
dinen sadece tevbe istiğfar etmemiz gerekir. sorumluluk, o yiyecek veya
içeceğin hükmü kişiye ayan olduğu andan itibaren başlayacaktır. bize düşen ise,
belirttiğimiz gibi, hayatımızda ki haram ve helalleri araştırmak veya ehline
sormaktır. hayatımızın herhangi bir alanında karşımıza çıkan yeme, içme, alım,
satım, muamelat ve diğer şeylerle ile ilgili meselelerde takınacağımız tavır, o
fiilin haram veya helal olup olmadığını araştırmaktır.



bazen
bir meselenin hükmü hakkında, ehil olan âlimler ihtilaf edip ayrı ayrı hükümler
verebilirler. hem böyle bir durumda hem de haram veya helalliği hakkında
şüpheye düştüğümüz şeylerde dinen yapmamız gereken, onlardan kaçınmak ve terk
etmektir, zira rasûlullah (s.a.v.) bize böyle emretmişlerdir.



 



 



 



 



sonuç



1-
yukarıda adı geçen on çeşit gazlı içecekte değişik oranlarda alkol olduğu yapılan
analiz ile sabit olmuştur.



2-
asitli içeceklerin içindeki bu alkol, içeceklerin doğasında olmayıp sonradan
ilave edilmiştir.



3-
bu içeceklerin içine sonradan ilave edilen alkol, şer’an haram olan alkol
nevindendir. bu alkolün azı da çoğu da haramdır.



4-
İçeceklerin içindeki bu alkol, şer’an belirtilen ölçülerden küçük su veya
sıvıların içine girdiği vakit o su veya sıvıyı necis ve haram kılar. haram olan
alkolün ne kadar bir miktarda ki sıvıyı necis kılıp kılmadığı ise yukarıda
açıklanmıştır.



5-
İçinde tat ve koku verici esans kullanılan bütün içeceklerden uzak
durulmalıdır. tat ve koku verici esanslar suda direk çözülmediği için, bunların
suda çözülmesini sağlayacak bir ara çözücü lazımdır. ara çözücü olarak ise
ucuzluğu ve maliyetinin düşüklüğünden dolayı alkol kullanılmaktadır. etil
alkolün gördüğü ara çözücülük vazifesini başka helal maddeler de yapabilmekte,
ancak maliyeti yükselttiğinden dolayı kullanılmamaktadır. bu durum analizle
sabit olmuştur.



6-
İçeceklerin içine konulan alkol, bu içeceklerin içinde herhangi bir kimyevi
değişime uğramayarak, alkol olma özelliğini yitirmeyip koruduğu, analizlerle
tespit edilmiştir.



7-
gazlı içecekler meselesi “suların hükmü meselesi” bazında değerlendirilemez.
büyük su, göl, deniz ve akarsuya kıyas edilmesi batıldır. üzerinde konuşulan
asıl mesele “alkol karışımı” olan gazlı bir içeceğin içilip içilmeyeceği
meselesidir. İçine necaset karışan sıvının meşrubat olarak kullanılması ile
abdest ve gusülde kullanılması arasında ki fark açıktır.



8-
“çoğu sarhoş etmeyenin azı ve çoğu haram değildir” kaidesindeki hüküm,
“müstakil olduğu” haldedir. yani sarhoş edici olan içecek yalnız başına
karışımsız içildiği zaman bu kaide geçerlidir. sarhoş eden nesne müstakil
olarak yalnız başına çok miktarda alındığında sarhoş ediyorsa, bu nesnenin
azıda çoğu da haramdır.



9-
“az olan haram, belli miktarda çok olan helale katıldığında karışım haram olmaz”
hükmü, haram maddenin diğer helâl maddelere hükmen şâyi, yaygın olmaması
kaydına bağlıdır, yani  “haram madde
helal unsura hükmen sirayet etmiyorsa, her tarafına yayılmıyorsa”
takdirindedir.



10- sularda olan
temizlikteki esas “zaruret”tir. İçine necaset düşse bile bazı sular, ihtiyaç ve
zaruretten dolayı kolaylık esası üzere kıyasa ters bir şekilde temiz
sayılmıştır. bu sebeple, kıyasa ters vaki olan bir hükme başka bir hüküm kıyas
edilemez. ayrıca, böyle bir ihtiyaç ve zaruret, içinde alkol bulunan
meşrubatları içme hususun da zaten yoktur.



 



 



 






Fıkıh Soruları Ana Sayfası
Ziyaretçi Sayacı | Bugün : 159 Toplam : 1971901                   Moderatör : Erol ŞEN |