Bugüne ait herhangi bir kay?t bulunamad?.

Fıkıh Köşesi | Soru ve Cevap Detayı

Tarih   : 19.03.2009 21:58:52
Yazan  : serdar hoca
Soru No : 5

Soru   :
dinimiz islam' a göre bir kişi bir kardeşinin hakkında bir takım söylentiler duymuşsa, duyan kişinin fıkhen ne yapması gerekir?

Cevap Tarihi :
Cevap :
Gıybet;
Gıybetle İlgili Âyet

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı büyük günahtır. Birbirinizin gizli hâllerini ve kusurlarını araştırmayın. Birbirinizi gıybet etmeyin. Sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksinirsiniz. Öyleyse Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edicidir.”(el-Hucurât, 49/12)

Gıybetle İlgili Hadis

Ebû Hureyre (r.a.)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?” Sahâbeler; “Allah ve Rasûlü daha iyi bilir!” dediler. Bunun üzerine; “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır.” buyurdu. Oradaki bir adam; “Ya benim söylediğim onda varsa? (bu da mı gıybettir)” dedi. Rasûlullah (s.a.v); “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini etmiş oldun. Söylediğin onda yoksa bir iftirada bulundun demektir.” buyurdular.(Müslim, Birr 70)

Gıybet Eden Kişinin Âhiretteki Durumu

Enes (r.a)’den rivayetle Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Miraç gecesinde bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı. ‘Ey Cebrâil! Bunlar da kim?’ diye sordum. Dedi ki; ‘Bunlar, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarına (şereflerine) ta’n (pâyimâl) edenlerdir.’” (Ebû Dâvûd, Edeb 40)

Gıybet Edene Nasıl Davranılmalı?

Allah (c.c.), Kur’ân-ı Kerîm’in Bakara 194 ve Nahl 126. âyetlerinde bize, yapılana ancak misliyle mukabele etmeye izin verilmiş, mukabele ederken haklı olunan sınırda durmamızı, haddi tecavüz etmememizi emretmiş, karşılık vermeyip sabretmenin daha hayırlı olacağını irşâd etmiştir. Rasûlullah (s.a.v.); “Fakirlik günün için ırzından ‘karzda’ (yani, seni gıybet edip kötüleyen kimseden hakkını dünyada almaya kalkma, onu ödünç ver. Fakir olacağın, yani hasenata muhtaç olacağın kıyamet gününde alırsın) bulun.” buyurmuştur.(İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Ter. Ve Şerhi, c. 12, s. 311)

Mü’min Hakkında Gıybet Edildiği Zaman Ne Yapmalı?

Muaz b. Esed el-Cühenî (r.a.)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim bir Mü’mini bir münafığa (gıybet edene) karşı himaye ederse (korursa), Allah da onun için kıyamet günü etini Cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de Müslüman’a kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa Allah onu kıyamet günü Cehennem köprülerinden birinin üstünde söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder.”(Ebû Dâvûd, Edeb 41)

Hadîs-i şeriften anlaşılacağı üzere yanımızda bir Mü’min’in gıybeti yapıldığı zaman sessiz kalmayıp onu müdafaa etmeliyiz. Mü’min’in himayesinden maksat onun şerefini, ırzını korumaktır. Bu da lehinde konuşmak veya en azından gıybet edilmesine meydan vermemekle olur. Yine gıybet eden Müslüman kardeşimizi gıybet etmekten men etmek de Müslüman’ı himaye etmek manasına girer.

Arkadan Konuşma Ne Zaman Gıybet Sayılmaz?

Hazreti Câbir ve Hz. Ebû Hureyre (r.anhümâ)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ne fâsık, ne de mücâhir (yani günahı açıktan işleyen veya gece günah işleyip sabah onu anlatan, gündüz günah işleyip ertesi gün onu nakleden) kimse için söylenen gıybet sayılmaz. Mücâhir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur.”(Kütüb-i Sitte’de Rezîn rivayet etmiştir.)

Nevevî; “Fıskını veya bidatini aleni yapan kimsenin aleni olan günahlarını arkasından zikretmek, gıybet olmaz.” demiştir.

Söz Götürüp Getirme (Nemmâmlık)

Hz. Huzeyfe (r.a.)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kattât (söz taşıyan) Cennet’e girmeyecektir.”(Buhârî, Edeb 50)

İbn-i Mesûd (r.a.)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bana kimse ashâbımın birinden (canımı sıkacak bir) şey getirmesin. Zira ben sizin karşınıza içimde bir şey olmadığı hâlde çıkmak istiyorum.”(Tirmizî, Menâkıb 3893)

Nemîme (Söz Taşıma) İle Gıybet Arasındaki Fark

Nemîme, bir kimsenin hâlini başka birine fitneye sebep olacak bir şekilde rızası olmadan aktarmaktır. Bunu o şahıs ister bilsin ister bilmesin, fark etmez. Rızasının olmaması yeterlidir. Gıybet, gıyabında hoşlanmayacağı bir şeylerle şahsı zikretmektir.

Nemîme; ‘Falanca senin hakkında şöyle dedi’ vs. sözleri kapsadığı gibi, açıklanması hoşa gitmeyen her çeşit sözü kapsar. Hakkında konuşulan kişinin hoşlanmayacağı bir sözü başkasına ulaştırmak nemîmeye girdiği gibi, kendisine anlatılan kişinin hoşuna gitmeyecek sözlerde nemîmeye girer. Nemîme, açıklanması hoşa gitmeyecek her şeydir. Mesela bir kişinin ne kadar parası olduğunu söylemek o kişinin hoşuna gitmeyecek ise bu da nemmamlığa girer.

Tanıdığı, Akrabası, Arkadaşı vs. Hakkında Kendisine Dedikodu Ulaşan Kimse Ne Yapmalıdır?

1. Kendisine dedikodu ulaşan kimse bu sözleri tasdik etmemelidir.

2. Hakkında konuşulan kişinin söylendiği şekilde olduğu zannına kapılmamalıdır.

3. Söylenilen sözleri araştırıp tahkike kalkışmamalıdır.

4. Laf taşıyan kişiyi yüzüne karşı ayıplamalı, bir daha yapmaması için nasihat etmelidir.

5. Laf taşıyan kişi nasihat edilmesine rağmen o huyundan vazgeçmiyorsa yüzüne karşı sert bir dille eleştirip ağır bir şekilde ikaz edilmelidir.

6. Laf taşıyan kişinin bu hasletini başkalarına aktarmamalıdır ki, yoksa kendisi de nemmamlık yapmış olur.

7. Eğer gıybet kendisinin yanında yapılıyorsa, arkadaşını müdafaa etmeli, gücü yetiyorsa gıybet edeni güzellikle susturmalı veya kalkıp gitmelidir.

Halife Ömer b. Abdülaziz’e bir adam gelerek; “Senin hakkında falanca şöyle dedi.” der. Halife de; ”İstersen bunu tahkik edelim, eğer yalancı çıkarsan ‘Bir fasık size haber getirince araştırın.’(el-Hucurât, 49/6) âyetinin hükmüne girersin. Şayet haklı çıkarsan da ‘Dili ile iğneleyen, koğuculuk eden…’(el-Kalem, 68/11) âyetinin hükmüne girersin ki, her iki hâlde de mesulsün. İstersen senin için üçüncü bir şıkkı tercih edelim, seni affedelim de bu iş böyle kalsın.” der. Adam; “Af diliyorum, bir daha böyle bir işe girişmeyeceğim.” der.

Nevevî; “Bütün bunlar, eğer aktarılan sözde şer’î bir maslahat yoksa yasaktır. Aksi hâlde müstehab veya vacip olabilir. Mesela bir adam bir kimsenin başka birisine eza vereceğine muttali olsa, ikinci şahsı uyarıp ezadan koruması gerekir. Aynı şekilde sorumluluğu olan kimseye yerine bırakacağı vekilinin davranışı hakkında ihbarda bulunulması da nemmamlığa girmez.” demiştir.



Fıkıh Soruları Ana Sayfası
Ziyaretçi Sayacı | Bugün : 266 Toplam : 1922551                   Moderatör : Erol ŞEN |