Bugüne ait herhangi bir kay?t bulunamad?.

Fıkıh Köşesi | Soru ve Cevap Detayı

Tarih   : 15.10.2011 09:11:13
Yazan  : Erol ŞEN
Soru No : 1019

Soru   : Sünnet ve Nafile Namazlar Nelerdir Açıklarmısınız?

Cevap Tarihi : 13.11.2011 20:43:50
Cevap :

165 – cevap: on iki rekât (namaz) kuvvetli bir yolla
sünnet (olarak varit) olup, “müekked
sünnetler” diye
isimlendirilirler. (bunun delili) müminlerin annesi aişe (r.anha)’ın naklettiği
(şu rivayettir): muhakkak nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “kim on iki rekât
sünnet (namaza) devam ederse, allah ona cennette bir ev inşa eder. (bu
sünnetler şunlardır); öğleden önce dört rekât, (öğeden) sonra iki rekât,
akşamdan sonra iki rekât, yatsıdan sonra iki rekât ve sabahtan önce iki rekât.[1]” 



şüreyh de, aişe (r.anha)’dan rivayetle şöyle demiştir:
“rasûlullah (s.a.v) yatsıyı kılıp da yanıma geldiğinde dört rekat veya altı
rekat kılmadığı hiç olmadı.”



166 – soru: (bu sünnetlerden) bazısı diğerinden daha mı
kuvvetlidir?



166 – cevap: evet, en kuvvetlisi sabah (namazının) sünneti, sonra da öğle
(namazından) önceki dört (rekât sünnettir).



 aişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir: “nebî
(s.a.v) nafilelerden hiçbir (namaza) sabah (namazının) iki
rekat (sünneti) kadar
şiddetle muhafaza (ve devam) edici değildi.[2]”



aynı şekilde
(aişe r.anha şöyle rivayet etmiştir): “nebî (s.a.v) öğle (namazından) önce dört
rekat ve sabah (namazından) önce iki rekat (nafile namazı) hiç bırakmazdı.[3]”



167 – soru: cuma (namazından) önce ve sonra sünnet
(namazlar) var mıdır?



167 –
cevap:
evet
(vardır). dört rekât cuma namazından önce ve dört rekât da (cuma namazından)
sonra (sünnet namaz) meşru kılınmıştır.[4] bu,
ebû hanife (rh.a)’e göredir.



ebû yusuf
(rh.a) ise; “cuma (namazından) sonra ki sünnet altı rekattır” demiştir.
  

168 – soru: İkindi namazından önceki sünnetler (hakkında bize)
ulaşan bir (haber) var mıdır?



168 – cevap: evet (vardır). hadis-i (şerifte), (ikindi
namazından) önce dört rekât (sünnet kılma hakkında) teşvik varit olmuştur.
şüphesiz nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İkindiden önce dört rekât (sünnet)
kılan kişiye allah rahmet etsin.[5]”



ali (a.s) da;
“nebî (s.a.v), ikindiden önce iki rekât (sünnet) kılıyor idi.[6]”
(diye) rivayet etmiştir.



 



169 – soru: yatsı namazından önce de sünnetler var mıdır?



169 – cevap: (evet vardır). yatsı (namazından) önce dört rekât
(sünnet) kılmayı (âlimler) müstehap görmektedirler.[7]



170 – soru: bu sünnetlerin hükmü nedir?



170 – cevap: İkindi ve yatsı
(namazlarının farzından)
önceki sünnetler gayr-i müekked’dir.



171 – soru: bazı sünnet (namazlarda, okunması) sünnet olan bir
kıraat var mıdır?



171 – cevap: evet (vardır). tirmizî’nin[8]
abdullah b. mesud (r.a)’dan rivayetinde, o, şöyle demiştir: “rasûlullah
(s.a.v)’in akşamdan sonraki iki rekatta ve sabah namazının (farzından) önceki
iki rekatta “kul yâ eyyühe’l kâfirûn” ve “kul huve’l-lâhu ehad” (surelerini)
okuduğunu kaç kere işittiğimi sayamam.”



müslim’in[9] ebû
hureyre (r.a)’dan rivayetinde, “rasûlullah (s.a.v) sabah (namazının) iki rekat
(sünnetinde) “kul yâ eyyühe’l kâfirûn” ve “kul huve’l-lâhu ehad” (surelerini)
okudu.”



müslim’in[10]
İbn-i abbas  (r.anhuma)’dan rivayetinde,
“rasûlullah (s.a.v) sabah (namazının) iki rekat (sünnetinin) birinci rekatında,
bakara (suresindeki 136.) ayet “kûlû âmennâ billêhi ve mâ ünzile ileynâ”,
ikinci rekatta ise (âli İmrân suresindeki 52. ayet) “âmennâ billêhi ve’şhed
bi’ennâ müslimûn[11]”
okuyordu.



müslim’in[12] keza
İbn-i abbas  (r.anhuma)’dan rivayetinde,
“rasûlullah (s.a.v) sabah (namazının) iki rekat (sünnetinde bakara suresindeki
136.) ayet “kûlû âmennâ billêhi ve mâ ünzile
ileynâ[13]” ve
âli İmrân (suresindeki 64. ayet) “teâlev ilâ kelimetin sevâin
beynenâ ve beyneküm” okuyordu.



 



172 – soru: farzların, vitir (namazının) ve
zikredilen sünnetlerin haricinde meşru bir namaz var mıdır?



172 – cevap: evet, (daha önce) zikredilen (bu
namazların) haricinde meşru bir namaz vardır. bu (namaz) nafile (olarak
kılınan) namazdır. kendisine nasip olunduğu kadar gece ve gündüz dilediği kadar
nafile namaz kılar. bunda büyük bir fazilet[14]
vardır. (nafile namaz kılarken) daha önce yerinde zikrettiğimiz üzere mekruh
vakitlerden sakınır (o vakitlerde nafile kılmaz).



173 – soru: (yukarıda) zikrettiğiniz nafile
namaz, bütün durumlarda ve zamanlarda (kılınabilecek bir namazdır). hususi bazı
zamanlarda nafile olarak kılınıp da daha faziletli olan (bir namaz) hakkında
rivayet var mıdır?



173 – cevap: evet (vardır). gecenin sonunda
nafile namaz kılmanın[15]
fazileti hususunda rivayet gelmiş olup (bu nafile namaz) “teheccüd namazı” diye
isimlendirilir. (keza), duha vaktinde[16],
ramazan gecelerinde ve hassaten kadir gecesinde[17],
abdest aldıktan sonra[18],
mescide girdiğinde oturmadan önce[19] ve
(kendisini) üzen bir şey meydana geldiğinde[20]
(nafile namaz kılma hususunda da rivayetler gelmiştir). (keza) tevbe namazı[21],
hâcet namazı[22]
ve istihâre namazı[23] da
meşru kılınmıştır.



174 – soru: bir selamda kaç rekât nafile namaz
kılabilir?



174 – cevap: gündüz (kılınan) nafile (namazlarda) isterse bir selamda iki
rekât kılar, isterse (bir selamda) dört (rekât) kılar. (bir selamda dört
rekâttan) fazla (kılması) mekruh olur.



gece
(kılınan) nafile (namazlarda) ise, ebû hanife (rh.a) şöyle demiştir: şayet bir
selamda sekiz rekat kılarsa caiz olur. (bir selamda sekiz rekâttan) fazlasını
(kılması) ise mekruh olur.



ebû yusuf ve
muhammed (rh.aleyhima) ise şöyle demiştir: gece (kılınan nafile namazlarda) bir
selamda iki rekâttan fazla kılmaz.



175 – soru: nafile namaza başlayıp sonra da bozan kimse
hakkında ne dersiniz?



175 – cevap: (nafile namaza başlayıp sonra bozan kimsenin) yapması
gereken, bozduğu (nafile namazı) kaza etmesidir. çünkü nafileye başlamak onu
tamamlamayı gerektirir.



176 – soru: (kişi) dört rekât (nafile
namaz kılmaya) niyet eder ve ilk iki rekâtta
oturduktan sonra son iki
rekâtta (namazı) bozarsa, kaç rekât kaza eder?



176 – cevap: İki rekât kaza eder. çünkü ilk iki rekât tamam
olmuştur. ebû yusuf (rh.a) ise; “dört rekat kaza eder” demiştir. 



177 – soru: şayet (bir kimse) ayakta (kılmaya) gücü yettiği halde
nafile namazı oturarak kılarsa, bu caiz olur mu?



177 – cevap: evet bu caizdir, fakat sevabı eksik olur.



178 – soru: şayet (bir kimse) nafile namaza ayakta başlayıp sonra
oturarak (devam ederse), (bu hususa) ne dersiniz?



178 – cevap: ebû hanife (rh.a)’e göre (bu durum)
caizdir. (ebû hanife’nin) ashabı (ebû yusuf ve muhammed) ise; “ancak özür
durumunda caiz olur” demiştir.



179 – soru: (bir kimsenin) bineğinin üzerinde nafile
namaz kılması caiz olur mu?



179 – cevap: evet, (binek) hangi yöne yönelirse yönelsin (bir
kimsenin) bineğinin üzerinde nafile namaz kılması caizdir. (kişi bineğinin
üzerinde bu namazı) îmâ ile (yani başıyla işaret ederek) kılar.
bu (şekilde namaz kılmak) şehir dışında olmak şartıyla caizdir.



[1] tirmizî,
salât, 189, 414. hadisi nesâî’de tahriç etmiştir. tirmizî; “bu bab’da ümmü
habîbe, ebû hureyre, ebû musa ve İbn-i ömerden de (rivayet vardır)”
demiştir. 


müslim, ümmü habîbe
(r.anha)’nın rivayet ettiği hadisi tahriç edip sonunda da şunu zikretmiştir:
(ümmü habîbe hadisi rivayet ettikten sonra şöyle demiştir); “artık ben bundan
sonra bu namazları kılmayı hiç bırakmadım.”







[2]
buhârî,
teheccüd, 27, 1169







[3]
buhârî, teheccüd, 34, 1182







[4]
(cumadan) sonra dört rekat (sünnetin delili) müslimin tahriç
ettiği (şu rivayettir); ebû hureyre (r.a)’dan rivayetle şöyle demiştir:
rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“cumadan sonra (nafile
kılarsanız) dört (rekat) kılın.”



müslim, cuma, 18, 68



buhârî hariç topluluğun
naklinde, ebû hureyre (r.a)’dan rivayetle şöyle demiştir: rasûlullah (s.a.v)
şöyle buyurmuştur: “sizden biriniz cumayı kılarsa, sonrasında da dört (rekat
nafile) kılsın.”



müslim, cuma,
18, 67





birinci hadis, (cumadan
sonra kılınan dört rekât nafilenin) müstehap olduğuna delalet eder. İkinci
hadis ise, (bu namazın) vacip olduğuna delalet eder. biz iki (hadisi de) cem
eylemek için (bu namaza) “sünnet-i müekkede”’dir dedik.



(cumadan) önce (kılınan)
dört rekâtın (delili) ise, öğle namazının sünneti bahsinde geçen (rasûlullah
s.a.v)’in zevalden sonra dört rekât (namaz kılmaya) devam ettiğidir. bu, aynı
şekilde cuma’yı da kapsamaktadır. “ğunyetü’l müstemlî fî şerhi münyeti’l
musallî, ma’rûf bi’l halebî kebîr
” (isimli
eserde) böyledir.



ben derim ki; müslimin, ebû
hureyre (r.a)’dan rivayetinde, rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “her kim
gusül abdesti alır, sonra cumaya gelir
, nasip olduğu kadar namaz
kılar, sonra (imam) hutbesini bitirinceye kadar susup dinler, sonra da (imamla)
birlikte (cumayı) kılarsa, o cuma ile gelecek cuma arasında ki (günahları) üç
gün de ziyadesiyle birlikte bağışlanır.”



müslim, cuma, 8, 62.
bu (rivayet) hutbeden önce namaz hakkında açık bir (delildir). cumadan önce
namaz kılmanın meşru olmadığını söyleyenlere ise açık bir reddiye vardır.
(keza) abdullah b. mesud (r.a) da cumadan önce dört rekât namaz kılıyordu.



İbn-i ebî şeybe, 369,
5359. keza bunu “abdürrezzak”’da rivayet etmiştir.



sevrî, atâ b. sâib, ebû’l
ahvas es-sülemî’den abdürrezzak’ın rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:
abdullah bize, cumanın (farzından) önce dört (rekât sünnet), ardından iki rekât
(farz) sonra da dört (rekât sünnet) kılmamızı emrediyordu. hâfız “ed-dirâye”’de
(bu rivayetin) ricâlinin sika olduğunu söylemiştir. bu merfû hükmünde olan
mevkuf (bir rivayettir). çünkü görünen odur ki, (abdullah) bunu nebî
(s.a.v)’den (öğrenip gördüğü) bir şeyden dolayı emrediyor idi. et-tahâvî,
“gece ve gündüz nafileler nasıldır? babında”, şöyle rivayet etmiştir: cebele b.
sühaym, “abdullah b. ömer cumadan önce dört (rekât) namaz kılar, arasını da
selam ile ayırmazdı. cuma (namazının farzından) sonra iki rekât, sonra da dört (rekât
kılardı)” (diye anlatmıştır). İsnadı sahihtir. keza “en-nîmevî,
âsârü’s-sünen”
’de de böyle demiştir.







[5]
ebû
dâvûd
, salât, 297, 1271







[6]
ebû dâvûd, salât, 297, 1272







[7] halebî,
ğunyetü’l müstemlî
isimli eserin şerhi münyetü’l musallî’de şöyle
demiştir: yatsı (namazının) öncesinde ki dört (rekât sünnete) gelince; bunun
hakkında bir hadis zikredilmemiştir. fakat topluluğun abdullah b. muğaffel
(r.a)’dan rivayet ettiği hadisin umumu buna delil gösterilir. (bu hadis
şöyledir, rasûlullah s.a.v) şöyle buyurmuştur: “her iki ezan (yani ezan ve
kamet) arasında (nafile) namaz vardır.” (rasûlullah s.a.v bu sözü iki defa
söyleyip), sonra üçüncüsünde; “(bu namaz) isteyen içindir” buyurmuştur.
(buhârî). bu (hadis, kametten) önce nafile (namaz) kılmakta bir mani olmadığını
ifade etmekle birlikte, (bu namazın) müstahaplığınada delildir. lakin (kametten
önce kılınan bu namazın) dört rekât olması hususu ebû hanife’nin görüşü
üzeredir. çünkü (namazın dört rekât olması) (ebû hanife’nin) yanında daha
faziletlidir. mutlak olanın asıl ve sıfat yönünden kâmil olana hamledilmesi
(usûlüne binaen) namaz lafzı da (dört rekât) üzerine hamlonulur.







[8]
tirmizî, salât, 202, 431







[9]
müslim, salâtü’l müsafirîn, 14, 98







[10]
müslim, salâtü’l müsafirîn, 14, 99







[11] “bezlü’l
mechûd şerhu süneni ebî dâvûd”
(isimli eserde zikredildiği) gibi, manası,
“yani âli İmrân’daki (bu ayetin) tamamını (okuyordu)”(demektir.)









[13] bundan
maksat şudur: (rasulullah s.a.v) birinci rekâtta “kûlû âmennâ billêhi” okuyordu. “beyhaknin rivayetinde bu
ayetin “ve nahnu lehû müslimûn” ayetine kadar okunacağı açıkça beyan
edilmiştir. aynı şekilde ikinci rekâtta da “kul yâ ehle’l kitâbi teâlev ilâ
kelimetin” ayetinin tamamını okur.







[14] ebû
hureyre (r.a)’dan rivayetle şöyle demiştir: rasûlullah (s.a.v)’i şöyle
buyururken işittim: “kıyamet gününde kulun amelinden hesap vereceği  ilk şey namazdır. eğer tam ve sahih olursa
felah bulur ve matlubu hâsıl olur. eğer fasid (bozuk) olursa mahrum olur,
hüsrana düşer. şayet farzından bir şey eksik kalır ise, rab azze ve celle
buyurur ki; “bakın! kulumun nafile namazı var mı?” bunun üzerine farzdan eksik
kalan miktar onunla ikmal edilir ve sonra sair ameli de bu minval üzere olur,
(yani farzların eksiği nafileler ile tekmil edilir. şöyle ki, oruçtan eksiği varsa
nafile oruçla ve zekâttan eksiği varsa sadaka ile tekmil edilir)



tirmizî, salât, 188,
413







[15] ebû
ümâme (r.a)’dan rivayetle rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “gece ibadetine
kalkınız (devamlı olunuz), çünkü bu, sizden önceki salih kişilerin adetidir ve
aynı zamanda o, rabbinize yakınlıktır, günahlar için keffarettir ve günahlardan
sakındırır.”



tirmizî, daavât,
101, 3549







[16] ebû
hureyre (r.a)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: rasûlullah (s.a.v)
şöyle buyurmuştur: “her kim iki rekât duha (kuşluk)
namazına devam ederse, günahları denizin köpüğü kadar olsa bile affedilir.”



tirmizî, salât, 15,
476. hadisi ahmed b. hanbel ve İbn-i mâce’de zikretmiştir.



muâze (r.anha)’dan
rivayetle o, aişe (r. anha)’ya; "rasûlullah (s.a.v) duha (kuşluk) namazını
kaç rekat kılar idi? diye sordu. (aişe şöyle) dedi: dört kılar, (bazen) de
dilediğince artırırdı." (müslim’in aynı senet ile diğer bir rivayetinde
ise “allah’ın dilediği kadar artırırdı” denilmiştir.)



müslim, salâtü’l
müsafirîn, 13, 78



zeyd b. eslem (rh.a)’den rivayetle;
aişe (r.anha)’dan, o, duha (kuşluk) namazını sekiz rekât kılıyor, sonra da;
şayet annem ve babam benim için kabirlerinden diriltilip kalksalar yine de
(duha namazını) terk etmem” diyordu.



muvatta, malik,
kasru’s-salât, 8,191







[17] ebû
hureyre (r.a)’dan rivayetle, rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “her kim
ramazanda imanından dolayı ve ecrini yalnız allah’tan umarak nafile ibadetlerle
uğraşırsa geçmiş günahları bağışlanır.”



buhârî, İman, 27, 37



ebû hureyre (r.a), nebî
(s.a.v)’den şöyle rivayet etmiştir: “her kim ramazan orucunu imanı sebebiyle ve
ecrini yalnız allah’tan umarak tutarsa geçmiş günahları bağışlanır ve yine her
kim imanından dolayı ve ecrini yalnız allah’tan umarak kadir gecesini ibadetle
geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.”



buhârî, fadlu
leyleti’l kadr, 1, 2014







[18] ebû
hureyre (r.a)’dan rivayetle, nebî (s.a.v) sabah namazı sırasında bilal (r.a)’e
şöyle demiştir: “ya bilal! İslam içinde işlediğin ve senin nazarında menfaatçe
en ümitli olan bir amelini bana söyle. çünkü ben bu gece cennetin içinde,
önümde senin iki ayakkabının yürüyüş sesini işittim.” (bilal): ben kendime göre
menfaatçe şundan daha ümitli olan bir iş işlemedim; ben gece yahut gündüzün
herhangi bir saatinde iyice temizlenir (abdest alırsam), mutlaka bu temizlik
ile bana kılmaklığım takdir buyrulduğu kadar namaz kılarım, dedi.



buhârî,
teheccüt, 17, 1149







[19] ebû
katâde es-selemî (r.a)’dan rivayetle rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“sizden bir kimse mescide girdiğinde oturmadan önce iki rekat namaz
(tâhiyyatü’l mescit) kılsın.”



 buhârî, salât, 60, 444







[20] huzeyfe
(r.a)’dan rivayetle şöyle demiştir: nebî (s.a.v)’e ansızın zor (ve güç) bir
  isabet ettiğinde (hemen) namaz kılar
idi.



ebû dâvût, salât, 312, 1319







[21] ali
(r.a)’dan rivayetle (şöyle demiştir); ebû bekir bana anlattı ve ebû bekir doğru
söyledi. o dedi ki: rasûlullah (s.a.v)’i şöyle buyururken işittim: “her hangi
bir kimse bir günah işler, sonra kalkar temizlenir (abdest alır), sonra namaz
kılar ve sonra da allah’a istiğfar ederse allah mutlaka onu affeder.”



tirmizî, salât, 181, 406







[22]
abdullah b. evfâ (r.a)’dan rivayetle şöyle demiştir: rasûlullah (s.a.v) şöyle
buyurmuştur: “her kimin allah’ın katında veya insanlardan birinin yanında bir
ihtiyacı varsa, abdest alsın ve abdestini güzel yapsın. sonra iki rekât namaz
kılsın. sonra allah’a senâda bulunsun, nebî (s.a.v)’e salavat getirsin. sonra
şöyle desin; lâilâhe illallâhu’l halîmü’l kerîm. subhânellâhi rabbi’l arşi’l
azîm. elhamdülillâhi rabbi’l âlemîn. es’elüke mûcibâti rahmetik ve azêimi
mağfiratik. ve’l ğanîmete min külli birrin ve’s-selâmete min külli ismin. lâ
teda’ lî zenben illâ ğafertehû ve lâ hemmen illâ ferractehû ve lâ hâceten hiye
leke rıdan illâ kadaytehê yâ erhame’r-râhimîn.”



tirmizî, salât, 17, 479







[23] câbir
b. abdullah (r.anhuma)’dan rivayetle şöyle demiştir: rasûlullah (s.a.v) bizlere
kur’an’dan bir sure öğretir gibi, işlerin hepsinde istihareyi öğretirdi.
“sizden biriniz bir işe kastettiği zaman, farz olmayan iki rekât (nafile) namaz
kılsın, sonra da (şu duayı) söylesin; allâhümme innî eshîrüke bi-ilmike ve
estakdirüke bi kudratike ve es’elüke min fadlike’l azîm. feinneke takdiru velâ
akdiru ve ta’lemu ve lâ a’lemu ve ente allâmül ğuyûb. allâhumme in künte
ta’lemü enne hâze’l emre hayrün lî fî dînî ve meâşî ve âkbeti emrî -veya şöyle
buyurdu; âcili emrî ve êcilihî- fakdürhu lî ve yessirhu lî sümme bârik lî fîh.
ve in künte ta’lemu enne hâze’l emre şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkbeti emrî
-veya şöyle buyurdu; âcili emrî ve êcilihî- fasrifhu annî va’srifnî anhu
va’kdür liye’l hayra haysü kâne sümme erdınî bih. dedi ki; “hâze’l emre”
lafzını söylerken istihare yaptığı mevzuyu zikreder.



buhârî, teheccüd,
25, 1162










Fıkıh Soruları Ana Sayfası
Ziyaretçi Sayacı | Bugün : 331 Toplam : 1900918                   Moderatör : Erol ŞEN |