Bugüne ait herhangi bir kay?t bulunamad?.

Fıkıh Köşesi | Soru ve Cevap Detayı

Tarih   : 13.11.2011 20:58:52
Yazan  : Erol ŞEN
Soru No : 1013

Soru   : tahrim (tekbirinden) selâm (verinceye)  başından sonuna kadar namazın kılınış şeklini açıklayınız?

Cevap Tarihi : 13.11.2011 21:01:38
Cevap :

149 –
cevap:
namaza
başlamak istediği zaman (allah lafzındaki hemzeyi) uzatmadan, ayakta, ellerini
kulaklarının hizasına kaldırarak iftitah tekbiri alır. tekbirden sonra
göbeğinin altında sağ (elini) sol (elinin) üzerine koyar, sonra senâ eder
(
yani sübhâneke duasını); “sübhâneke’l-lâhümme
ve bihamdik ve tebêrekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayrük” okur.
sonra
eûzü billêhi mine’ş-şeytânirracîm der ve
arkasından besmele çeker
. bu üç şeyi (yani sübhâneke duasını ve
eûzü- besmeleyi) gizli (içinden) söyler. İmama uyan kişi (imamın arkasında)
kıraat yapmadığından dolayı eûzü’yü (eûzü billêhi mine’ş-şeytânirracîm) ve
besmeleyi söylemez.  (sonra) fatiha’yı
okur ve cehrî (yani kıraati açıktan okunan) bir namaz bile olsa (fatiha’yı)
bitirince âmin (lafzını) içinden der. (fatiha’nın) ardından bir sure veya
dilediği yerden üç ayet okur. kıraati bitirince, tekbir alırken rükû
için de eğilir
(ancak tekbir alırken) ellerini kaldırmaz. (rükûda),
(dizlerini) iyice kavrayabilmek için parmakları açık olarak ellerini dizlerinin
üzerine koyar, bacaklarını dik olarak durdurur (kırmaz), sırtını makat’ı
(kuyruk sokumu ile) aynı hizada olarak düz tutar ve (rükûda) başını ne (aşağı)
eğer ne de (yukarı) kaldırır. (sonra) rükûda üç defa; “sübhâne rabbiye’l azîm”
der ve (bunu üç kere söylemek) en azıdır. sonra “semiallâhu limen hamideh”
diyerek başını rükûdan kaldırır ve eğer namazı tek başına kılıyorsa buna
bitişik olarak hemen peşinden “rabbênâ leke’l hamd” der. (namazı) imam (olarak
kılıyorsa) sadece “semiallâhu limen hamideh” der, (namazı) imama uymuş (yani
cemaat) olarak (kılıyorsa) sadece “rabbênâ leke’l hamd” der ve (rükûdan
kalkınca) dimdik (doğrulmuş) olarak ayakta durur. sonra secdeye inerken tekbir
alır ve (ilkönce) dizlerini sonra ellerini sonra da yüzünü ellerinin arasına
koyarak secde eder. (secdede) el parmaklarının (arası)  kapalı (birleşik) ve kıbleye dönük olur.
burnu ve alnı ile secde eder. (secdede) pazularını açar, karnını uyluklarından
uzaklaştırır ve ayaklarının uçlarını kıbleye yöneltir. (secdede) tesbih edip üç
defa; “sübhâne rabbiye’l âlâ”; der ve (bunu üç kere söylemek) en azıdır. sonra
tekbir alarak başını (secdeden) kaldırır, mutmain olarak (yani eklem yerleri
yerine oturmuş ve her aza kendi yerinde bir tesbih miktarınca hareket etmeden),
dimdik (doğrulmuş) ve ellerini uyluklarının üzerine koymuş olarak oturur. sonra
tekbir alır, mutmain olarak ve üç defa (sübhâne rabbiye’l âlâ diye) tespih
ederek ikinci defa secde eder. sonra oturmadan ve (kuvvet almak için) elleriyle
yere yaslanmadan, ayaklarının ön tarafı üzerine ayağa kalkmak için tekbir alır.
İlkönce başını, sonra ellerini, sonra dizlerini kaldırır ve ikinci rekâta kalkar.
(İkinci rekât), birinci (rekât) gibi olup, ancak (tekbir alırken) ellerini
kaldırmaz, senâ etmez (sübhâneke duasını okumaz) ve eûzü
çekmez (eûzü billêhi mine’ş-şeytânirracîm demez).
İkinci rekâtın iki
secdesini de yaptıktan sonra sol ayağını yayar ve üzerine oturur, sağ ayağını
da parmakları kıbleye dönük olarak diker. sağ elini sağ uyluğunun üzerine, sol
elini sol uyluğunun üzerine parmaklarını düz şekilde uzatarak (yani yumruk
yapmadan) koyar ve İbn-i mes’ûd (r.a)’ın teşehhütünü (tahiyyatını şöylece)
okur; “et-tehıyyâtü lillêhi ve’s-salevêtü ve’t-tayyibêt. es-selêmü aleyke
eyyühe’n-nebîyyü ve rahmetü’l-lâhi ve berekêtüh. es-selêmü aleynê ve alê ıbêdillêhi’s-sâlihîn.
eşhedü enlê ilâhe illallâh ve enne muhammeden abdühû ve rasûlüh.” şehadeti
söylerken başparmağını orta parmağıyla halka şeklinde, yüzük parmağıyla küçük
parmağı da yumruk halinde olmak üzere, sağ işaret parmağıyla işaret eder (yani
kelime-i şehadette nefiy olan “lâ ilâhe” derken sağ elin şehadet parmağını
kaldırır, isbât olan “illallâh” derken de parmağı indirir). şayet (sadece) iki
rekât kılmaya niyet etmiş ise teşehhütten (tahiyyattan) sonra nebî
(s.a.v)’e salavat getirir, sonra insanların sözüne benzer lafızlarla olmama
kaydıyla kur’an ve sünnette (varit olan lafızlara) benzer (lafızlarla) dua
eder. sonra sağına ve keza soluna “esselêmü aleyküm ve rahmetü’l-lâh” diyerek
iki defa selam verir.
(selam verirken başını) yanağının beyazlığı
görününceye kadar (çevirir) ve omuzlarına bakar. (sağa sola selam verirken)
daha önce de zikrettiğimiz üzere sağında ve solunda bulunan kimselerden imama,
namaz kılan (cemaate) ve hafaza meleklerine niyet eder. şayet tahrime (iftitah
tekbirini) alırken dört rekât namaz kılmaya niyet etmiş ise, (ikinci rekâtın)
teşehhütünü (tahiyyatını) bitirince üçüncü rekâta kalkar, ellerini (tekbir
alırken) kaldırmaz, senâ etmez (sübhâneke duasını okumaz) ve eûzü çekmez (eûzü
billêhi mine’ş-şeytânirracîm demez). (üçüncü rekâtın) iki secdesini de
yaptıktan sonra dördüncü rekâta kalkar ve ilk iki rekâtta yaptığı gibi
(dördüncü rekâtı da) kıyam, kıraat, rükû ve secde ile tamamlar. İlk iki rekâtın
(sonunda yaptığı) ka’de (oturuş) gibi dördüncü rekâtın secdelerinin ardından
ka’de (oturuş yapar). daha önce geçtiği gibi (bu oturuşta da) teşehhüt
(tahiyyat okur), nebî (s.a.v)’e salavat (getirir),  dua eder, sonra sağa ve sola selam verir.
şayet tahrime (iftitah tekbirini) alırken üç rekât kılmaya niyet etmiş ise,
üçüncü rekâtın secdelerinin ardından ka’de (oturuş yapar), teşehhüt (tahiyyat
okur), nebî (s.a.v)’e salavat (getirir), 
dua eder ve selam verir.



150 – soru: şayet sarığının büklümüne veya elbisesinin
(sarkan, yeni, eteği gibi) fazlasına secde ederse hükmü ne olur?



150 – cevap: şayet büklüm (sarığın
dolamı)
alnında olur ve böylece secde ederse secde kerahetle birlikte caiz olur.
eğer (sarığın kenarına veya elbisenin fazlasına secdeyi) özürden dolayı
(yapıyorsa) kerahet olmadan caiz olur.[1]



[1] “ed-dürrü’l
muhtâr”
(isimli eserde) “namazın sıfatı (âdâbı) faslında” şöyle
denilmiştir: “nitekim sarığının katı üzerine secde etmek de tenzihen mekruhtur.
ancak özürden dolayı olursa (müstesna). yukarıda geçtiği gibi velev ki bize
göre sarığının katı alnının bütünü veya bir kısmı üzerinde bulunmak şartı ile
secde sahih olsa (bile yine de tenzihen mekruhtur). ama sarığın katı yalnız
başının üzerinde olurda sadece onun üzerinde secde ederse yani alnı yere
değmezse secde, mahalli (yeri) üzerine yapılmadığı için sahih olmaz. (elbisenin
etek ve yeni gibi sarkan fazlalığının üzerine) secdenin sahih olması için yerin
temizliği ve sertliğini duyması da şarttır. İnsanlar ise bundan gafildirler.”


 










Fıkıh Soruları Ana Sayfası
Ziyaretçi Sayacı | Bugün : 330 Toplam : 1900917                   Moderatör : Erol ŞEN |