Bugüne ait herhangi bir kay?t bulunamad?.

Bu Yazı'nın Yazarı : Recep Faruk KARABAL
Bu Yazar'a ait Diğer Yazılar :
Bu Yazının Kategorisi :  Rehber - 67 Sayi
Bu Yazının Okunma Sayısı :  10768
Bu Yazının Tarihi :  
Güncel Haber Ruh Sağlığı…BEBEKLİK DÖNEMİNDE ZİHİNSEL GELİŞİM


BEBEKLİK DÖNEMİNDE ZİHİNSEL GELİŞİM

Zihinsel ya da diğer adıyla bilişsel gelişim, insanın kendisini, çevresini anlamasını ve kavramasını, bilgiyi, bellek ve hatırlama gücünü, akıl yürütmeyi, sorun çözmeyi, kavramsal gelişimi ve düşünmeyi içine alır. Anne babaların bir kısmı ancak çocuğu okula başlayınca onun zihinsel gelişimiyle ilgilenir. Daha büyük bir bölümü ise çocuğu OKS, SBS, ÖSS gibi genel sınavların öncesinde onun öğrenebilme düzeyi ile ilgilenmeye başlar. Çocuk bu sınavlarda istenilen başarıyı yakalayamayınca da “biz elimizden geleni yaptık, onu dershanelere, kurslara gönderdik, çalışma odasını ayırdık… vs.” gibi sözlerle çocuklarının öğretimleri için ellerinden geleni yaptıklarını ifade ederler. İsterseniz bu anne babaların, ellerinden geleni yapıp yapmadıklarına yazımızı okuyunca sizler karar veriniz.

Araştırmalar, çocuğun doğumdan ergenliğe kadar olan zihinsel gelişiminin bebeklik ve ilk çocukluk döneminde çok hızlı geliştiğini göstermiştir. Bireyin hayatı boyunca gerçekleştireceği zihinsel gelişimin yüzde 50'si 4 yaşına kadar tamamlanmaktadır. Bebeklik dönemi dediğimiz 0-2 yaş dönemi ise insanoğlunun en hızlı zihinsel gelişimi gösterdiği zaman dilimidir. Ayrıca gelişim, kademe kademe oluşur; yani gelişimde ilk sıradaki aşama geçilemediğinde bir sonrakine ulaşılamaz. Bundan dolayı bebeklik dönemindeki zihinsel gelişim o insanın hayatı boyunca elde edeceği tüm zihinsel gelişimin temelidir ve belirleyici konumdadır.

1. ayında bebeğin emme, yakalama, arama gibi refleksleri vardır. Bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Böyle anlarda onunla ilişki kurarak, başınızı sallayarak ona cevap yanıt vermeye çalışılmalıdır. Zıt renkler ilgisini çektiğinden beşiğinin üzerine ya da yakın mesafedeki başka yerlere zıt renkli nesneler yerleştirilip, hareket etmeleri sağlanmalıdır.

Anne babaya ihtiyacı olduğunda ağlayarak yardım ister. Sakin olduğu zamanlarda ona mırıldanarak ilahiler söylemeli, anlamsız sözlerle değil; onunla anlamlı cümlelerle konuşmalıyız. Bu dönemde bebek sürekli dinlemede kaldığı için duyduğu sesler onun eğitiminde çok önemlidir. Bebek anne babasının sesini tanıdığından, mümkünse ebeveynin kendi okuyuşundan, değilse CD çalardan, bilgisayardan sık sık Kur’ân-ı Kerim ve ilahiler dinlettirilmelidir.

2. ayında bebeğin duyuları birbiri ile uyumlu hale gelmeye başlar. Duyduğu seslere bakar ve sesin nereden geldiğini anlamaya çalışır. Bu dönemde bebekler insan sesine bayılır. Konuşan ya da ilahi söyleyen insan sesi duyduklarında beslenmeyi bile bırakıp onu dinlemeye başlarlar. Mümkün olduğunca onunla konuşmak, konuşurken gözlerine bakmak, ebeveyn ile bebeğin sağlıklı iletişiminin temellerini atmaktır.

3. ayında bebek, renkler arasındaki farkları algılamaya başlar. Renkler görmeyi geliştiren en önemli unsurlardır. Ona parlak renkli oyuncaklar göstererek, onları sağa sola hareket ettirerek gözleriyle takip etmesine imkan tanınmalıdır.

Bebek artık konuşma amaçlı sesler çıkarmaya başlar. Kendisiyle konuşulduğunda ya da mutlu olduğunda cıvıltılı sesler çıkarmaya başlar. Uyanıkken zamanının çoğunu ellerini, ayaklarını inceleyerek geçirir. Bebek yıkanırken, üstü değiştirilirken onunla konuşmak, ona vücudunu anlatmak yerinde olur. Yalnız kuracağımız cümlelerin kısa olmasına kelimelerin tane tane vurgulu söylenmesine dikkat etmeliyiz. Cümleleri tekrar etmek de bebeğimizin, dediklerimizi kavramasına daha büyük katkı sağlar. Bebeğin sesler çıkarmasını karşılıklı sohbet olarak değerlendirmek, onun çıkardığı sesleri taklit etmek, çıkardığı harflere yakın başka harflerle benzer sesler çıkarmak hem bebeğimizin duygusal anlamda ilgi ihtiyacını karşılayacak, hem de dil gelişimine büyük katkı sağlayacaktır. Konuşurken yakınlaşmak, dudak ve ağız hareketlerimizi görmesine imkan tanımak da önemlidir.

4. ve 5. aylarda bebek artık bilinçlenmeye ve bebeğin kişiliği de belirginleşmeye başlamıştır. Ebeveynle oyun oynamak bebeğin çok hoşuna gider. Anne babanın her ikisinin de mutlaka çocukla oyun oynamaya vakit ayırmaları gerekir. Unutulmaması gerekir ki, bebek ya da çocuk için oyun dünyayı tanımanın, algılamanın tek yoludur. Bacaklarını bisiklet sürer gibi hareket ettirerek, kollarını iki yana açıp alkışlar gibi ellerini tekrar birleştirerek, kolunun birini başına doğru, diğerini ayaklarına doğru zıt yönlerde götürerek ve bunun gibi vücut koordinasyon hareketleriyle hem bedensel hem de zihinsel gelişimine büyük katkılar sağlamış oluruz.

Görüntü ile gerçek insan yüzünü ayırt edebilecek düzeye ulaştığından, kendimize ait büyük fotoğrafları yüzümüzün yanında tutarak, görüntü ile gerçek yüzü ayırt etmesine yardımcı olmak da yerinde olur. Yüzümüzle çok ilgilendiğinden oyun şeklinde yüzdeki organları tanıtmak da yapılabilecek diğer bir etkinliktir.

6. ay bebeğin duyularını koordine etmeye başladığı, duyduğu seslerin nerden geldiğine baktığı, dokunduğu eşyaları uzun süre incelediği bir zaman dilimidir. Bu dönemde her bebek farklı farklı şeylere odaklanır. Kimisi konuşmaya çalışır, kimisi de emeklemeye ve yürümeye.
Bu ayda bebekler ebeveynlerinin isimlerini öğrenmeye başlarlar. Sesli harflerin başına sessiz harfler ekleyerek hecelemeye başlarlar. De-de-de; ba-ba; ma-ma gibi aynı heceyi arka arkaya tekrar edebilirler. Bebeğinizin konuşmasını geliştirmek için yapacağınız en önemli etkinlik bu dönemde de onunla konuşmaktır. Tekrarladığı hecelerden anlamlı olanları, anlamına uygun kullanırsak, bebek rast gele yaptığı hecelemeden anlamını bilerek söyleme, yani konuşma aşamasına geçer. Örneğin ma-ma hecelemesini, ona bir şeyler yedirirken ya da biz bir şeyler yerken özellikle kullanırsak, bebek “mama” nın bir anlamı olduğunu, yiyecek, içilecek maddeler olduğunu kavrar.

Dini kavramların öğretilmesine de bu ayda başlanabilir. Bir şeyler yedirip içireceğimiz zaman yüksek sesle ve vurgulu olarak “Bismillah”, yeme işi bitince “Allah’a şükür” gibi ifadeleri kullanmamız, bebeğimizin bunları belleğine kaydedip, konuşmaya başladığında kısa zamanda söyleyebilmesini sağlar.

7. ve 8. aylar detaylarla ilgilenme ve keşif zamanlarıdır. Oyuncaklarla daha az oynar, daha çok etrafını keşfetmeye çalışır. Anne babadan uzaklaşıp etrafı incelemek ister, ama çok uzaklaşamaz, sizi görebileceği en son noktaya kadar ancak gider. Etrafı inceleme merakından dolayı sesler çıkarması azalabilir. Mutluluğunu daha belirgin ifade eder, çığlıklar atar. Duyduğu sesleri taklit eder. “Anne” demeye başlar ve anne baba kelimelerini anlamlı olarak kullanır.

Önceki aylarda oynamak istediği bir nesneyi sakladığınızda onun yok olduğunu zannederken, artık görüş alanından çıkan nesnelerin yok olmadığını kavrar. Artık oyuncağın üzerini örterek ya da arkanıza gizleyerek ondan saklayamazsınız.

Daha büyük ve renkli nesneler ilgisini daha çabuk çeker. Mutfak ve benzeri dolap ve çekmecelerin bulunduğu odalar onun için yeni çekim merkezleridir. Çünkü oralarda inceleyebileceği pek çok yeni nesne bulunur. Bu dönemde oldukça dikkatli davranılmalı bebeğin ulaşabileceği yerlerde temizlik maddeleri, kesici, yaralayıcı cisimler bulundurulmamalıdır.

Bu aylarda nesnelere ilgisi değerlendirilip, ona incelediği nesneleri, eşyaları tanıtmaya çalışmak faydalı olacaktır.
9. ayda bebek gerçekleri daha iyi algılamaya başlar. Yanında olmazken bile evde birilerinin olduğunu bilir.

Basit oyunlar oynamaya bayılır. Eşyaları saklayıp bulmasını sağlamak ya da bir eşyanın arkasına saklanıp ona seslenmek gibi oyunlar hem onu neşelendirir, hem de başarma konusunda kendine güvenini pekiştirir.
Bu dönemde bebeğiniz ona söylediklerinizi daha iyi anlar. Konuşmanızın tonlamasından ne demek istediğinizi bilir. O yüzden tonlamaları yerinde kullanmalıdır ki, bebeğin kafası karışmasın. Örneğin bebek kızılacak hiçbir davranış yapmadığı halde vereceği tepkiden hoşlandığımız için ona sert tonlamalarla konuşmamalıyız ki bebek gerçekten kızılacak işler yaptığında neden kızdığımızı anlasın.

Bu ayda çocuklar sık sık ayakta durma ve tutunarak yürüme denemeleri yaparlar. Onların bu denemelerinde onlara yardımcı olmak için kanepelerin üzerine ilgisini çekecek nesneler koyarak, onları alması için tutunarak yürümesi desteklenebilir. Yine buzdolabı süslerini onun kendini zorlayarak erişebileceği noktalara koyup, dolaba tutunarak uzun süre ayakta kalma becerisi desteklenebilir. Anne babalar bunlara benzer ancak farklı farklı etkinliklerle bebeklerinin zihinsel ve fiziksel gelişimini desteklemedirler. Aynı etkinlikten bebek çok kısa sürede sıkılır.

10. ay taklit ve eğlence zamanı olarak nitelendirilir. Bebek daha çok oyun oynamaya başlar. Anne babayı taklit çabasına girer. Onunla oyun oynamanızı ister ve hissettiklerini daha belirgin ifade eder. Onunla oyun oynamaktan bu dönemde anne baba da büyük zevk alır. Tanıdık oyunları oynayınca hatırlayacak ve oyunda yapması gerekenleri siz göstermeden yapacaktır.

Örneğin siz onunla daha önce emekleme yarışı yapmışsanız, siz emekleme pozisyonu alır almaz kendini yere atıp sizden önce çığlıklar atarak emeklemeye başlayacaktır. Bu bize bebeğin artık koordineli hareketleri hafızasında tutabildiğini ve sırasıyla tekrarlayabildiğini anlatır. Bu da bize abdest alırken, Kur’an okurken ve namaz kılarken bebeğimizin bizimle bulunmasına bunları izlemesine sık sık fırsat vermemizin zamanın geldiğini ifade eder. Bunu yaparsak bebeğimizin bizi ne kadar dikkatli izlediğini ve zamanla kamet getirmemize, Kur’an okumamıza benzer sesler çıkararak özendiğini hayretle müşahede ederiz.

Oyun oynarken dokunulmaması gereken şeylere dokunduğunda, gidilmemesi gereken yere gitmeye kalktığında, ismini söyleyerek ve yüksek sesle ona “hayır!” “olmaz!” dersek tepkimizi anlar, önce geri çekilir, fakat ardından tekrar denemeye kalkar. Ebeveynin tavrı yine aynı olmalıdır ki bebek yapılmaması gerekenleri öğrensin. Ağlamaya, sızlanmaya başlarsa, acıyıp tavrımızı değiştirir, izin verirsek, bebeğe ağlamakla, sızlamakla istediği her şeye ulaşabileceğini öğretmiş oluruz ki, bu onun eğitiminde yapabileceğimiz en önemli hatalardan biridir. Bunu büyüdüğünde arkadaşları içinde, okulda öğretmenine karşı da yapmaya kalkacak, ama anne babasının ağlamasından dolayı kendisine tanıdığı tolerans oralarda tanınmayacağı için büyük bir bocalama içine girecektir. Oysa tavrımızda değişiklik olmaz ise bebek sızlanmasının fayda vermediğini anladığında bizim kısıtlamalarımızın kesin olduğunu, ağlamanın fayda vermediğini öğrenecek ve bu yolla istediklerini elde edemeyeceğini anlayacaktır.

Bebeğiniz bu dönemde kısa kelimeleri tekrar edebilir. Dil becerisini geliştirmesi için kısa masal ve hikâyeler okuyabilirsiniz. Hatta kitapların resimlerini incelemesine, sayfalarını çevirmesine izin verirseniz daha da faydalı olur. Bu masal ve hikâyelerin içeriği dinî ve ahlakî konulardan seçilirse, bebeğimizin bu konulardaki kelime ve kavramlara da aşina olmasını sağlamış oluruz.

11. ayda bebeğiniz daha belirgin şekilde gelişme gösterir. Gelen kokuları ayırt edebilir, yemek kokusunu duyunca yemeğin hazırlandığını anlar ve mutfağa yönelebilir. Nesnelerin sembolü olan kelimeleri hatırlayabilir, yemek dendiğinde mutfağı işaret edebilir.

Birinci sene çok az bebek konuşmaya başlar. Söyledikleri hala anlamsız gelebilir. Sanılanın aksine konuşma bebek için bir zekâ göstergesi değildir. Konuşmasa da her bebek belli bir kelime hazinesine sahiptir. Önemli olan bebeğimizin çabuk konuşmasını sağlamak değil; doğru ve güzel konuşmasını sağlamaktır. Bu da kendi konuşmalarımıza dikkat etmekle olur. Örneğin sık sık bebeğe talimatlar veririz, “şunu yapma!” “oraya gitme!” gibi. Bu talimatların başına “lütfen!” sözcüğünü eklemek, talimatımıza uyduğunda “teşekkür ederim!” demekle konuştuğu zaman bebeğimizin bu kelimeleri kullanmasını sağlamış oluruz.

12 aylık olan bir bebek artık daha karmaşık oyunlar oynamak ister. Oyuncaklarıyla daha fazla oynamaya başlar, en çok da oyuncak hayvanlardan hoşlanır. Kitaplardaki hayvan resimlerini göstererek isimlerini, evcilse ne işe yaradıklarını bebeğinize öğretmek çok faydalı olacaktır.

Bu dönemde bebeğinizin ruh hali sizin ruh halinizle bire bir bağlantılıdır. Siz mutlu olunca o da mutlu olur, siz üzülünce o da üzülür. Mümkün olduğunca bebeğimizi sakin ve huzurlu tutmamız gerekir. O yüzden ev hayatımızın sakin ve huzurlu olması şarttır. Ev hayatımızı sakin ve huzurlu yapacak ilkelere bağlılığımız bebeğimizin gelişimini de bu açıdan doğrudan etkilemektedir.
Bütün bebekliği boyunca zihinsel açıdan bebeğe yapacağımız hemen hemen tüm katkılar, anne babanın bebekleriyle bire bir oyunlar oynamaları üzerine kuruludur. Çeşitli bahanelerle bunu yapmadığımızda bebeğimizin geleceği açısından pek çok fırsatı değerlendirememiş oluruz.


Bu yazıya yapılan yorumlar:


hicret [ 11.06.2013 09:55:39 ]
bende bu dwergiyi almakistiyorum


Bu yazıya siz de bir yorum yazabilirsiniz...
İsim:
E-Posta:
Mesaj:
 
Onay Kodu:
Ziyaretçi Sayacı | Bugün : 158 Toplam : 1971900                   Moderatör : Erol ŞEN |